YILLIK RAPOR


II. TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER VE PARA POLİTİKASI

GİRİŞ

Türkiye, 1996 yılına 1995 yılı sonunda yapılan erken seçimin yarattığı siyasi belirsizlik ortamı içinde girmiştir. Belirsizlik ortamı, yeni bir hükümetin oluşturulduğu yaz aylarına kadar devam etmiştir. Siyasi gelişmeler yanında, IMF ile yapılan Stand-by anlaşmasının 1996 yılı başında sona ermesi ve Gümrük Birliği'ne girilmesi mali piyasalar üzerindeki belirsizliği artıran unsurlar olmuştur.

Merkez Bankası, içinde bulunulan belirsizlik ortamını gözönüne alarak, enflasyonun düşürülmesinin yanısıra mali piyasalarda istikrarın sağlanması ve korunması hedefine ağırlık veren bir para politikası uygulamıştır. Bu bağlamda, temel ilkeleri geçmiş yıllarda uygulananlar ile benzerlik taşıyan yeni bir para programını yıl içinde uygulamaya sokmuştur.

Para programı, Merkez Bankası iç varlık artışını sınırlamayı ve dış varlık artışı kadar Türk lirası yükümlülük yaratmayı öngörmüştür. Uygulama sonuçları incelendiğinde, net iç varlıkların yılın son aylarına kadar 1995 yıl sonu düzeyinin altında kaldığı, dış varlıkların arttığı ve rezerv para artışının önemli bir bölümünün dış varlık artışının finansmanından kaynaklandığı görülmektedir.

Merkez Bankası, 1996 yılı başında, reel döviz kurlarının istikrarlı hareket etmesini amaçladığını açıklamış ve kurlar üzerindeki gözetimini yıl boyunca sürdürmüştür. Merkez Bankası'nın açıklaması, döviz rezervlerinin yılbaşından itibaren hızla artmasının da etkisi ile, piyasa tarafından inandırıcı bulunmuştur. Döviz piyasalarına müdahalenin geçmiş yıllara göre azalmasına karşın, 1996 yılı boyunca reel döviz kurları dar bir aralık dahilinde istikrarlı seyrini sürdürmüştür.

Faiz oranları 1996 yılı başında en yüksek düzeye ulaştıktan sonra gerileme eğilimine girmiştir. Yılın ilk yarısı boyunca devam eden bu eğilim yaz aylarına kadar sürmüş, faiz oranları yılın ikinci yarısında daha istikrarlı bir seyir izlemiştir. Gerek döviz kurlarının, gerek faiz oranlarının istikrarlı seyri, Merkez Bankası'nın mali piyasalarda istikrar sağlamaya yönelik para politikası uygulamaları ile belirlenen hedefe ulaştığını göstermektedir.

Mali piyasalardaki bu gelişmelere paralel olarak reel ekonomide 1995 yılının ikinci yarısından itibaren süregelen canlılık iç talebin etkisiyle 1996 yılında da devam etmiştir. Kamu harcamalarındaki genişleme iç talepteki canlılığı desteklemiştir ancak bu artış sonucunda kamu kesimi toplam nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payı yükselmiştir. Kamu fiyat artışlarının hızlanması ile 1996 yılında TEFE artışı 1994 krizi öncesinden daha yüksek bir düzeye oturmuştur.

II.1. GENEL DENGE

Ekonomide 1995 yılının ikinci yarısından itibaren devam eden canlılık 1996 yılında da sürmüş ve GSMH ilk dokuz ayda reel olarak yüzde 7,5 oranında büyümüştür. Bu büyümeye üretim yönünden sanayi, ticaret ve ulaştırma ve haberleşme sektörleri katkıda bulunmuştur. Harcamalar yönünden ise, özel imalat sanayi kesiminde dayanıklı tüketim mallarını da içeren metal eşya, makine ve otomotiv üretimindeki gelişmeler GSMH artışının hem özel tüketim hem de özel sabit sermaye harcamalarından kaynaklandığını göstermektedir.

Kamu açıklarının finansman yöntemi 1997 yılında da iktisadi gelişmelerin temel belirleyicisi olacaktır.

GSMH, ilk dokuz ayda reel yüzde 7,5 oranında büyümüştür.

GSMH artışı iç talepteki hızlı büyümeden kaynaklanmıştır. İç talepteki büyüme ise iç borç faiz ödemeleri nedeniyle iktisadi birimlerin faiz gelirlerindeki artış, tarımsal gelir, memur maaşları ve özel kesim işçi ücretlerindeki reel artışlardan kaynaklanmıştır. Diğer yandan, Gümrük Birliği'yle birlikte ithalat olanaklarının daha da artması, talep büyümesine arzdan gelebilecek kısıtları en aza indirmiştir. Ayrıca, 1995 yılının son üç aylık döneminde başlayan kamu harcamalarındaki genişleme 1996 yılında da devam ederek iç talepteki canlılığı desteklemiştir. Bunun sonucunda hem kamu harcamalarının hem de kamu açıklarının GSMH içindeki payı 1996 yılında belirgin bir şekilde yükselmiştir. Kamu açıkları ve bu açıkların finansman yöntemi 1997 yılında da iktisadi gelişmelerin temel belirleyicisi olacaktır.

Parasal istikrarın sağlanması, artan cari işlemler açığına rağmen Merkez Bankası döviz rezervlerinin artmasına ve faiz oranlarında olumlu gelişmelere yol açmıştır.

Gümrük Birliği'ne uyum çerçevesinde koruma oranlarının düşmesi ve iç talepteki canlılık sonucunda ithalat yüksek oranda artmış, ihracattaki artış ise sınırlı kalmıştır. İthalatın mal guruplarına göre dağılımına bakıldığında, 1996 yılının ilk altı aylık döneminde tüketim malları ithalatının gerek toplam ithalat içindeki payı bakımından, gerek geçen yılın aynı dönemine göre en çok artan kalem olduğu görülmektedir. Yıllar itibariyle incelendiğinde, Türkiye'de tüketim malları ithalatının iç tüketime paralel olarak arttığı gözlenmiştir. Dış ticaret ve cari işlemlerde gözlenen açığa rağmen Merkez Bankası'nın parasal hareketlerde istikrar sağlaması ve dövize yönelik spekülatif hareketleri önleyici politikalara ağırlık vermesi neticesinde Merkez Bankası döviz rezervleri 1995 yılı sonuna göre 4,1 milyar ABD doları artarak 1996 yılı sonunda 16,5 milyar ABD doları düzeyine ulaşmıştır. Nitekim, mali piyasalarda sağlanan istikrarla birlikte döviz kurlarında yıl boyu görülen dalgalanmalar 1996 yılında geçmiş yıllara göre önemli oranda azalmıştır. Benzer yönde gelişmeler interbank faiz oranlarında gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler, 1996 yılındaki yüksek kamu açığına rağmen, Merkez Bankası'nın fiyat istikrarını sağlamada önemli adımlar attığını göstermektedir.

Türkiye'de GSMH büyümesi ve cari işlemler dengesi arasında bir ilişki mevcuttur. Yüksek büyüme oranlarında cari işlemler dengesinin önemli miktarda eksiye dönüştüğü, cari işlemler fazla verdiğinde ise GSMH büyümesinin gerilediği gözlenmektedir. Bu durum, yüksek büyüme dönemlerinde kamu tasarruf-yatırım açığının özel tasarruf-yatırım fazlasıyla karşılanamadığını ve dolayısıyla dış alemden kaynak ihtiyacının arttığını göstermektedir. Diğer bir ifadeyle, artan iç taleple birlikte yatırım ve tüketim harcamaları milli gelirden daha hızlı artmakta ve bu nedenle oluşan tasarruf açığı cari işlemler açığına dönüşmektedir.

Hızlı büyüme dönemlerinde cari işlemler açık vermektedir.

Enflasyon şokların ardından daha yüksek bir düzeyde seyretmektedir.

Tüketici fiyatları artış hızı yüzde 80'ler düzeyindeki kararlı hareketini 1996 yılında da sürdürmüştür. Enflasyon oranının 1981-1987 yılları arasında yüzde 30'larda 1989-1993 yılları arasında yüzde 60'larda 1995 yılından itibaren ise yüzde 80'lerde seyretmesi, Türkiye'de enflasyonun uzunca süre belli platformlara yerleştiğini ve dışsal talep ve arz şoklarının bu platformları zaman zaman yükselttiğini göstermektedir. Diğer bir nokta da, enflasyon oranının artmasıyla birlikte sıçrama dönemlerinin kısalmasıdır. Fiyatların bu hareketi, iktisadi birimlerin ani fiyat artışları beklentisini her dönemde sürdürmelerine ve dolayısıyla enflasyonist bekleyişlerin kırılmamasına yol açmaktadır.

TABLO II.1.1

TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER


                                       1994      1995     1996(1) 

GSMH(2)(Trilyon TL, Cari Fiy.)       3 887,9   7 644,2   14 777,0 

BÜYÜME HIZI, GSYİH (%)                  -6,0       7,3        7,4 

BÜYÜME HIZI, GSMH (%)                   -6,1       8,1        7,5 

NÜFUS (Milyon Kişi)                     61,1      62,2       63,2 

İSTİHDAM(3)(Milyon Kişi)                20,4      20,8       21,4 

İHRACAT (Milyar ABD ,FOB)               18,1      21,6       24,5 

İTHALAT (Milyar ABD, CIF)               23,3      35,7       45,0 

CARİ İŞLEMLER DENGESİ (Milyar ABD)       2,6      -2,3       -6,9 

DIŞ BORÇ/GSMH (Yıl Ortalaması Kuru)     0,45      0,45       0,44 

İÇ BORÇ/GSMH                            0,19      0,18       0,21 

DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi(4)           -      86,0       75,9 

(Yıllık % Değişme)                                                

DİE Tüketici Fiyat İndeksi(4)              -      89,0       80,4 

(Yıllık % Değişme)                                                



Kaynak: DİE, DPT, TCMB

(1) Geçici

(2) DİE yeni GSMH serisi

(3) DİE, Nisan ayı

(4) 1994 = 100 , oniki aylık ortalamalar

II.1.1. Ekonominin Arz Yönü: Sektörel Üretim Gelişmeleri ve İthalat

II.1.1.A. Sektörel Üretim Gelişmeleri

a. Tarım

Tarım sektöründe son yıllarda düşük oranda üretim artışı gerçekleşmiştir. Tarım sektörü katma değeri 1994 yılında binde 3 düşüş kaydetmiş ve 1995 yılında yüzde 2 artış göstermiştir. Tarım sektöründe 1996 yılının ilk üç aylık döneminde ormancılık sektöründeki gerilemeden kaynaklanan yüzde 1,3 oranında bir üretim düşüşü gözlendikten sonra, ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde sırasıyla yüzde 3,2 ve yüzde 1,4 oranında büyüme meydana gelmiştir (Tablo II.1.2).

Tarım sektörü üretimi önceki yıl fiyatlarından etkilenmektedir.

Tarım sektöründe üretim sınırlı artmıştır

Tarım sektörünün göreli fiyat yapısı, 1988 yılından itibaren tarım üretiminin GSMH içindeki payı ile birlikte incelenebilir. 1988 yılında yüzde 18,9 olan tarım sektörü katma değerinin GSMH içindeki payı 1993 yılına kadar kademeli olarak yüzde 14,8'e düşerken, sanayi katma değerinin payı yine aynı dönemler itibariyle yüzde 21,8'den yüzde 22,7'ye yükselmiştir. Bu gelişmeye paralel olarak aynı dönemler itibariyle tarım sektörü fiyatları 16,8 kat artarken, imalat sanayi fiyatları 6,7 kat artış göstermiştir. GSMH içinde 1994 yılında tarımın payının artması ile artış hızı yavaşlayan tarım sektörü göreli fiyatları, 1995 ve 1996 yıllarında tarımın GSMH içindeki payının 1994 yılına göre azalmasıyla birlikte yeniden artmıştır. Bu durum, tarım kesiminde bir yıl önce gerçekleşen fiyatların, bir yıl sonrasının üretimini etkilediğini göstermektedir.

TABLO II.1.2

GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILA(1)


              1994             1995                    1996         

             Toplam   I    II    III   IV  Toplam   I    II    III  Toplam 

GSMH          -6,0  -0,2  12,6  10,0   8,0   8,0   9,6   8,9   5,4    7,5 

  Tarım       -0,3   0,2   3,9   2,8  -1,2   2,0  -1,3   3,2   1,4    1,5 

  Sanayi      -5,7  -1,3  20,3  17,9  11,9  12,1   8,8   7,4   5,5    7,1 

  İmalat      -7,6  -1,4  24,0  20,8  13,1  13,9   8,6   7,4   5,1    6,9 
   Sanayii                                                                  

Hizmetler     -7,6   0,3  10,6  10,6   8,0   7,6  11,0  10,7   7,3    9,4 



Kaynak: DİE

(1) 1987 Üretici fiyatlarıyla, bir önceki yıla göre yüzde değişim.

TABLO II.1.3

FİYATLAR

(Ortalama Yıllık Yüzde Değişim)


                   1991(1)  1992(1)  1993(1)  1994(1) 1995(2) 1996(2) 

Toptan Esya Fiyat    55,3     62,1    58,4    120,7    86,0    75,9 
Endeksi                                                             

Tarım Fiyatları      50,8     62,7    62,2     97,8   107,8    86,5 
Endeksi                                                             

Çiftçinin Eline      51,8     75,8    64,3     88,2   109,8    83,2 
Geçen Fiyatlar                                                      
Endeksi                                                             



(1) Baz yılı 1987'dir.

(2) Baz yılı 1994'dür.

Tarım sektöründeki diğer bir gelişme çiftçinin eline geçen fiyat endeksinde gözlenmektedir. Ekonomik krizin yaşandığı 1994 yılında TEFE alt kalemi olan tarım fiyatları, TEFE'den daha yavaş artmasına rağmen çiftçinin eline geçen fiyatlar endeksinin oldukça üzerinde gerçekleşmiştir. TEFE'nin alt kalemi olan tarım fiyatları ile çiftçinin eline geçen fiyatlar endeksi arasındaki fark, bir yıllık bir uyarlama devresinden sonra 1995 yılında kapanabilmiştir ve tarım fiyatlarıyla çiftçinin eline geçen fiyatlar endeksi TEFE'den daha hızlı artmıştır (Tablo II.1.3). Ekonomide kriz olan dönemlerde tarım sektörünün yeni fiyat düzeyine uyarlanma süreci uzun sürmektedir. Bu uyarlama sürecinde çiftçinin eline geçen fiyatlar, dalgalanmanın olduğu yılda tarım fiyatlarından oldukça düşük, izleyen yılda ise daha yüksek olmaktadır.

b. Sanayi

Sanayi üretimi iç talep ve ithal girdi maliyetlerindeki düşüş nedeniyle artan ithalata bağlı olarak artmıştır.

Sanayi üretiminde 1994 yılında başlayan gerileme, 1995 yılının ilk üç aylık döneminde de devam etmiştir. Ancak ikinci üç aylık dönemden itibaren, ekonomideki belirsizliklerin azalması ve canlanan iç talebin etkisiyle sanayi üretimi önemli artışlar göstermiştir. Sonuç olarak, 1996 yılının ilk üç aylık döneminde 1995 yılının olumlu etkileri gözlenmiştir. Gümrük Birliği'ne girilmesiyle birlikte ithal girdi maliyetlerindeki düşme ve iç talepteki canlılık, sanayi katma değerinde artışa neden olmuştur. Sanayi katma değerinin artış oranı yılın ilk üç aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,8'e ulaştıktan sonra, ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde sırasıyla 7,4 ve 5,5 olarak gerçekleşmiştir (Tablo II.1.2).

Sanayi üretiminde en önemli bileşen olan özel imalat sanayi içindeki en büyük artışlar, elektrik makinaları ve aygıtları, metal eşya, taşıt araçları, tütün ve plastik ürünleri alt sektörlerinde görülmüştür. Ancak kamu imalat sanayi üretimi 1996 yılında da gerilemeye devam etmiştir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, 1996 yılında kamu sektörü sabit sermaye yatırımları artış oranının düşük kalmasıdır. Özel imalat sanayi üretim artışları 1996 yılında geçici verilerle, birinci üç ayda yüzde 10,5, ikinci üç ayda yüzde 10 ve üçüncü üç ayda yüzde 6,9 olarak gerçekleşmiştir. Kamu imalat sanayi üretimi ilk üç ayda yüzde 2,9 arttıktan sonra ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde sırasıyla yüzde 1,2 ve binde 6 gerileme göstermiştir. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı 1995 yılında, 1994 yılında meydana gelen kayıpları telafi ederek ortalama yüzde 79,4'e yükselmiştir. Yılın ikinci yarısında düşme eğilimine giren ortalama kapasite kullanım oranı, 1996 yılı için yüzde 79,1 olarak gerçekleşmiştir. Sanayi üretimindeki artışa rağmen ortalama kapasite kullanım oranı yükselmemiştir. Bunun en önemli nedeni, ithalattaki artışa bağlı olarak artan yatırımların kapasite seviyesinde yarattığı genişlemedir.

Sanayi sektörü içinde yer alan madencilik sektörü katma değerinde 1995 yılındaki gerileme, 1996 yılının ilk üç aylık döneminde de devam etmiş, ancak izleyen ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde yükselmiştir. Ayrıca, sanayi üretimindeki artışa bağlı olarak enerji sektöründe hızlı bir büyüme gözlenmiştir.

c. Hizmetler

Hizmetler sektöründe 1996 yılının ilk dokuz aylık döneminde yüzde 9,4 oranında katma değer artışı meydana gelmiştir (Tablo II.1.2). Hizmetler içinde en önemli büyüme, sanayi sektörü katma değer artışına ve sanayi sektöründeki ithal girdi kullanımındaki artışa bağlı olarak, ticaret, ulaştırma-haberleşme ve ithalat vergilerinde olmuştur.

II.1.1.B.İthalat

Gümrük Birliği'nin etkileri ithalat artışında hissedilmiştir.

Toplam ithalat 1995 yılında 35,7 milyar ABD doları olarak gerçekleştikten sonra, 1996 yılında Gümrük Birliği'ne girilmesiyle birlikte oluşan ortamla, Haziran ayı sonu itibariyle geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,7 artarak 20,1 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Gümrük Birliği'ne girilmesinden sonra özellikle sanayi sektöründe kullanılan girdilerin maliyetlerinde meydana gelen düşme, ithalatın dolayısıyla da sanayi üretiminin artmasında etkili olmuştur.

Toplam ithalat içinde ana mal grupları itibariyle en yüksek paya sahip olan hammadde ithalatı, 1996 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,6 artış göstermiştir. Ayrıca tüketim malları ve yatırım malları ithalatı, yine aynı dönemler itibariyle sırasıyla yüzde 60,2 ve yüzde 41,6 artış göstermiştir. Yatırım maddeleri içinde inşaat ve makina-teçhizat mallarındaki artışlar ise aynı dönemler itibariyle sırasıyla yüzde 49,8 ve yüzde 38,3 olarak gerçekleşmiştir. İmalat sanayi üretim ve yatırımlarındaki artış hammadde, inşaat ve makina-teçhizat ithalatındaki yükselmelerde kendisini göstermektedir.

Ana sektörler itibariyle toplam ithalat içinde en önemli paya sahip olan sanayi ürünleri, 1996 yılının ilk altı aylık dönemi sonunda geçen yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 29,6 artış göstermiştir. Sanayi ürünleri ithalatının yüzde 91,3'ünü oluşturan sanayi mamulleri ithalatı artış oranı, aynı dönemde yüzde 30,2 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca tarım ve madencilik ithalatı da sırasıyla aynı dönemler itibariyle yüzde 52 ve yüzde 16,4 artış göstermiştir.

II.1.2. Ekonominin Talep Yönü: İç Talep ve İhracat

II.1.2.A. İç Talep: Yatırım ve Tüketim

Özel nihai tüketim harcamaları ve özel sektör yatırımlarında 1995 yılında ikinci üç aylık dönemden itibaren artış gözlenmiştir. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) 1996 yılına ilişkin harcamalar yönüyle GSMH verileri henüz yayımlanmamıştır. Yapılan çalışmalara göre, 1995 yılında gözlenen iç talep canlılığı ve buna bağlı olarak tüketim artışı 1996 yılının ilk üç aylık döneminde de devam etmiştir. Gümrük Birliği'ne girilmesi, özellikle ara ve yatırım malları ithalatı yoluyla oluşan maliyet baskısını azaltmış ve bu durum yatırımlar üzerinde arttırıcı etki yapmıştır. Özel sektör yatırımlarının yüksek düzeyini koruması, sanayi üretimini de arttırmaktadır. Ayrıca 1995 yılı sonunda ve 1996 yılı başında iki kez kamu sektöründe ücret ayarlamaları yapılması, iç talebi yükseltici bir etki yapmıştır. Yatırım harcamaları 1996 yılının ikinci üç aylık döneminde yüksek düzeyini, önceki üç aylara göre bir miktar azaltmasına rağmen, korumuştur. Merkez Bankası'nın uyguladığı likidite kontrolu, etkilerini yılın üçüncü üç aylık döneminden itibaren özellikle iç talep canlılığının yavaşlamasıyla göstermeye başlamıştır. İç talep canlılığının yavaşlamasıyla sanayi üretimi bir miktar yavaşlamış, ancak dış talebin devam etmesi bu yavaşlamayı telafi edici bir rol oynamıştır.

TABLO II.1.4

YATIRIM VE TÜKETİM

(Sabit Fiyatlarla, Yüzde Değişim)


               1995(1) 1995 1996(1) 

Tüketim                         
Harcamaları                     

   Kamu          3,1    6,7   6,5 

   Özel          2,2    7,6   4,9 

Sabit Sermaye                   
Yatırımı                        

   Kamu          5,9  -16,9  35,7 

   Özel          6,2   14,9   1,4 



Kaynak: DİE

(1) Program hedefleri


TCMB İktisadi Yönelim Anketi (Anket) Türk sanayi sektörünün genel eğilim ve beklentilerini ölçebilmek amacıyla 200'ün üzerinde firmaya uygulanmaktadır. Ankette firmaların iç ve dış talep, eğilim ve beklentileri, harcama ve stok durumları ve üretim hacmine ilişkin veriler toplanmaktadır. Ankette yer alan soruların içsel tutarlılığı üzerinde yapılan çalışmalarda, sorular arası korelasyon yüzde 76 olarak bulunmuştur. Ayrıca, DİE Sanayi Üretim İndeksi ile Anket sorularının çapraz korelasyonlarında da yüksek ilişkiler saptanmıştır. DİE tarafından harcamalar yönünden GSMH verilerinin yayımlanmaması nedeniyle, 1996 yılı için talep yönlü açıklamalar açısından Anket, önemli ipuçları vermektedir.




II.1.2.B. İhracat

İç talebin canlı olması ve OECD ülkeleri büyüme hızlarındaki yavaşlamaya bağlı olarak, 1995 yılı Temmuz ayından itibaren ihracat artış hızında yavaşlama meydana gelmiştir. Gümrük Birliği'ne girişin etkisi 1996 yılının ilk yarısında beklendiği ölçüde yüksek olmamıştır. Yılın ilk altı aylık döneminde ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 artarak 10,9 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. İhracatçı Birlikleri'nden derlenen verilere göre, 1996 yılı ihracatı 23,7 milyar ABD dolarına ulaşmaktadır. İhracat gelirlerindeki artışın sınırlı görünmesine neden olan bir başka etki de, özellikle eski Sovyet Cumhuriyetleriyle yapılan bavul ticaretinin istatistiklere girmemesidir. Resmi rakamlara yansımamasına rağmen bu yolla yapılan ihracatın önemli boyutlara ulaştığı tahmin edilmektedir.

İhracat 1996 yılının ilk altı aylık dönemi itibariyle incelendiğinde, Nisan ayında yüzde 4,7 oranında gerileme gözlenmektedir. Bu gerilemenin iki önemli nedeni bulunmaktadır. Birincisi, yıllık ihracat sözleşmelerinin Mart ayında sona ermesi ikincisi, 1995 yılı Nisan ayındaki bayram tatili nedeniyle mal nakliyatındaki gecikmelerdir. Bu iki etkinin birleşmesi, ihracatın Nisan ayında gerilemesine neden olmuştur.

İhracat artışı 1996 yılında beklenen oranda gerçekleşmemiştir.

İhracat artışının 1996 yılının ilk altı aylık döneminde yüzde 9,3'den daha yüksek olmamasının bir nedeni de dünya ticaretinin büyüme hızındaki yavaşlamadır. Dünya ticaret hacmindeki artış 1995 yılında yüzde 8,9 iken 1996 yılında yüzde 6,7'ye düşmüştür. Yukarıda belirtilen dış pazar kısıtı beklenen ihracat artışına ulaşılmasında önemli bir engel yaratmıştır.

Ana sektörlere göre ihracat artışı, yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre tarım ürünlerinde yüzde 12,9, madencilik sektöründe yüzde 11,9 ve sanayi ürünlerinde yüzde 8,8 olarak gerçekleşmiştir. Ana mal gruplarına göre ihracat incelendiğinde, aynı dönemler itibariyle yatırım malları ihracatının yüzde 11,4, tüketim maddeleri ihracatının yüzde 8,9, hammadde ihracatının yüzde 8,7 arttığı gözlenmektedir.

II.1.3. İstihdam

DİE tarafından uygulanan Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre, Ekim 1995'de 21,4 milyon olan toplam istihdam, Nisan 1996'da da yaklaşık olarak aynı düzeyde kalmıştır. Toplam istihdamın yüzde 44'ü kentsel alanlarda, yüzde 56'sı ise kırsal alanlardadır. Türkiye genelinde işsizlik oranı yüzde 6,3 olarak bulunmuştur. Kırsal yerlerde işsizlik oranı yüzde 3,8 iken bu oran kentsel yerlerde yüzde 9,3'tür. İstihdamda olup da iş arayanlar ya da mevcut işinde veya ikinci bir işte daha fazla çalışmaya uygun olanlar şeklinde tanımlanan eksik istihdam ise geçen yıla göre azalarak yüzde 6,3 olmuştur. Eksik istihdam, özellikle işsizlik sigortasının olmadığı, kendi hesabına ve ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların yoğunlukta bulunduğu ülkelerde en az işsizlik kadar önem taşımaktadır. Eksik istihdam ve işsizlik oranının toplamından oluşan toplam atıl işgücü geçen yıla göre azalarak yüzde 12,6 olmuştur.

TABLO II.1.5

İŞGÜCÜ VE İŞSİZLİK

(Bin Kişi, Yüzde Pay)

(12 + yaş)


             1994   1995  1996(1) 

İşgücü                          

TOPLAM      22136  22900  22809  

Kadın(%)     29,0   30,3   30,2 

İşsiz                           

TOPLAM       1740   1522   1431 

İşsizlik                        
Oranı                           

TOPLAM        7,9    6,6    6,3 

Kent(%)      11,1   10,0    9,3 

Kır(%)        5,1    3,9    3,8 

Eksik         8,7    7,0    6,3 
İstih.(%)                       

Atıl         16,6   13,6   12,6 
İşgücü(%)                       



Kaynak: DİE

(1) Nisan

Çeşitli tanımlara göre istihdamda artış vardır.

Teknolojik gelişme nitelikli işgücü talebini artırmaktadır.

Ücretsiz aile işçileri kırsal yerlerde işsizlik oranının düşük görülmesini sağlarken, aynı kesim kentsel yerlerde işsizlik oranını yükseltmektedir.

İstihdamın sektörel dağılımı incelendiğinde son yıllarda tarım sektörünün toplam istihdam içindeki payının yüzde 45, sanayi sektörünün yüzde 20, hizmetler sektörünün ise yüzde 30 civarında değiştiği gözlenmektedir. Bu dağılım kentsel yerlerdeki işsizliğin ip uçlarını vermektedir. Tarım sektöründe 12 ve daha yukarı yaştaki ücretsiz aile işçileri istihdamda kabul edildiği için tarımın istihdamdaki payı yüksek ve dolayısıyla da kırsal yerlerde işsizlik oranı düşük görülmektedir. Diğer yandan, kırsal yerlerde işsizlik oranının düşük gibi görülmesini sağlayan ücretsiz aile işçileri kentsel yerlere göç ettikleri zaman işsizlik oranının kentlerde artmasına neden olmaktadırlar.

Türkiye'de gerek üretim ve istihdam arasında, gerek teknoloji ve istihdam arasında belli bir açıklayıcı ilişki bulunmamaktadır. Çünkü, Türkiye'de büyümenin motoru olan sanayi sektöründe teknolojik gelişme bir yandan toplam işgücü talebinin azalmasına, diğer yandan da nitelikli işgücü talebinin artmasına yol açmaktadır. Oysa, kentsel yerlerde ilk kez iş arayan niteliksiz işgücü teknolojik düzeyle bağdaşmamaktadır veya bu düzeye uyabilmesi ve nitelik kazanması için belli bir sürenin geçmesi gerekmektedir.

TABLO II.1.6

İSTİHDAMIN SEKTÖREL DAĞILIMI(%)


            1994   1995   1996(1) 

Tarım        44     48      46 

Sanayi       22     21      22 

Hizmetler    34     31      32 



Kaynak:DİE

(1) Nisan

II.2. KAMU MALİYESİ VE İÇ BORÇLANMA

II.2.1. Kamu Maliyesi

Türkiye'de kamu kesimi, Konsolide Bütçe, reel ve finansal kesimde faaliyet gösteren Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT'ler), Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Bütçe Dışı Fonlar'ı kapsamaktadır.

5 Nisan Kararları, kamu açığının 1994 ve 1995 yıllarında düşük düzeyde kalmasında etkili olmuştur. Fakat 1996 yılında kamu açığı tekrar artmıştır.

Finansal piyasalarda, 1994 yılı başında yaşanan kriz sonrasında alınan 5 Nisan Kararları ile kamu açığını daraltmaya yönelik önemli adımlar atılmıştır. Bu önlemlerle birlikte kamu harcamalarının GSMH içindeki payı 1993 yılında yüzde 31,2 iken, 1994 yılında yüzde 29,4'e ve 1995 yılında yüzde 26,1'e gerilemiştir. Kamu gelirlerinin GSMH içerisindeki payı ise 1993 yılında yüzde 18,9 iken, 1994 yılı sonunda yüzde 21,5 ve 1995 yılında yüzde 20,7 oranında gerçekleşmiştir. Buna bağlı olarak kamu kesimi toplam nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payı 1993 yılında yüzde 11,6 iken, takip eden iki yılda sırasıyla yüzde 7,9 ve 5,1 oranına gerilemiştir.

Kamu kesimi nakit finansman gereksinimi 1996 yılı Program hedefi üzerinde gerçekleşmiştir.

Bu düşüş eğilimi 1996 yılında devam etmemiştir. Bütçe Programında kamu gelir ve harcamalarının GSMH içerisindeki payı sırasıyla yüzde 20,7 ve 28,3 oranında öngörülürken, 1996 yıl sonunda bu değerlerin yüzde 20,5 ve 30,1 oranında gerçekleşmesi beklenmektedir. Kamu gelirlerinin GSMH içindeki payının programlanandan önemli ölçüde sapmamasına rağmen, kamu harcamalarının payında yaklaşık iki puan artış olmuştur. Bu artış özellikle iç borç faiz ödemelerinin programlananın üzerinde artmasından kaynaklanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda, 1996 Yılı Programında yüzde 7,5 oranında hedeflenen kamu kesimi toplam nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payının yıl sonunda yüzde 9,2 oranında gerçekleşmesi beklenmektedir (Tablo II.2.1).

Diğer Kamu olarak adlandırdığımız Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Kuruluşları ve Döner Sermayeli Kuruluşların toplamı hariç, Konsolide Bütçe, KİT'ler ve Fonların 1993-1995 döneminde, finansman gereksiniminde azalma olmuştur. Konsolide Bütçe nakit finansman gereksiniminin GSMH içindeki payı 1996 Yılı Programında yüzde 6,4 olarak hedeflenmişken, yıl sonunda bu oranın yüzde 8,4 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir. İşletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT'lerin borçlanma gereksiniminin GSMH içindeki payı 1993 yılında yüzde 3,5 iken, 1994 yılında yüzde 1,9'a gerilemiş ve 1996 yılında binde 2 oranında gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu kuruluşların gelir-gider dengesi 1995 yılında binde 7 oranında fazla vermiş ve kamu kesimi finansman gereksinimindeki düzelme önemli oranda bu kuruluşların finansman gereksinimindeki azalmadan kaynaklanmıştır (Tablo II.2.1).

Diğer taraftan, 1996 yılı Programında Fonların gelir-gider dengesinin fazla vermesi öngörülürken, yıl sonunda Fonların borçlanma gereksiniminin bir önceki yıla göre 39,4 trilyon Türk lirası azalarak GSMH içindeki payının binde 6'dan binde 1'e düşmesi beklenmektedir. Diğer Kamu borçlanma gereksiniminin GSMH içindeki payı 1994 yılında yüzde 1,2 seviyesinden 1995 yılında yüzde 1,5'e çıkmıştır. Bu oranın, 1996 yılında ise programlanan hedefin altına düşerek, binde 4 oranına gerilemesi beklenmektedir (Tablo II.2.1).

Kamu kesimi finansman gereksinimi 1996 yılında reel olarak iki kattan fazla artmıştır.

Kamu kesiminin nakit finansman gereksiniminin, 1996 yılında cari fiyatlarla yaklaşık 3,5 kat artarak 1366,3 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir (Tablo II.2.2). Toptan eşya fiyatlarının yıllık ortalama artışı ile karşılaştırıldığında, kamu kesimi finansman gereksiniminin bir yıl öncesine göre reel olarak önemli oranda artmış olacağı tahmin edilmektedir.

TABLO II.2.1

KAMU KESİMİ NAKİT FİNANSMAN GEREKSİNİMİNİN

GAYRİ SAFİ MİLLİ HASILAYA ORANI(1)

(Yüzde)


                                                     Program         

                       1992     1993    1994    1995    1996    1996(5)   

Konsolide Bütçe(2)      5,4      6,3     3,9     3,7     6,4     8,4 

KİT'ler(3)              4,5      3,5     1,9    -0,7     0.8     0,2 

Fonlar                  1,3      0,9     0,9     0,6    -0,2     0,1 

Diğer Kamu(4)           0,5      1,0     1,2     1,5     0,5     0,4 

Toplam Nakit           11,7     11,6     7,9     5,1     7,5     9,2 
Finansman                                                            
Gereksinimi                                                          



Kaynak: DPT, HM

(1) - işareti fazla anlamındadır.

(2) Konsolide Bütçe nakit açığının GSMH'ya oranıdır.

(3) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.

(5) Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nı kapsamaktadır.

(4) Gerçekleşme tahmini.

GRAFİK II.2.1

KAMU KESİMİ NAKİT FİNANSMAN GEREKSİNİMİ / GSMH

TABLO II.2.2

KAMU KESİMİ NAKİT AÇIĞI VE FİNANSMANI

(Cari Fiyatlarla, Trilyon Türk lirası)


                                                    Program          
                        1992    1993   1994    1995    1996  1996(4) 

Nakit Açığı           -106,4  -200,2 -204,5  -315,5  -916,2  -1206,0 

Stok Değer Artışı      -22,2   -31,8 -100,9   -87,8  -100,9   -160,3 

Finansman(1)           128,6   232,0  305,4   403.3  1017,1   1366,3 

      Kasa-Banka       -16,5   -27,4  -91,3  -191,8  -109,7   -228,1 

Dış Borçlanma (net)     17,6    27,7  -68,3   -67,9   -80,1   -231,4 

      Konsolide Bütçe    4,0    21,1  -67,2   -81,2  -113,5   -134,4 

      KİT'ler(2)         2,4    -1,3   -4,8   -13,5    -7,2    -51,8 

      Fonlar             2,0    -0,9    3,1    13,7    11,0      1,0 

      Diğer Kamu(3)      9,1     8,9    0,5    13,2    29,6    -46,3 

İç Borçlanma (net)     127,5   231,8  465,0   662,9  1206,8   1825,9 

      Konsolide Bütçe   55,4   105,0  219,1   375,5   974,5   1381,6 

          Kısa V. Avans 17,4    53,0   51,9    94,7   179,0    228,9 

          DevletTahvili 15,4    30,1  -70,3    85,7   403,5    274,0 

          Hazine Bonosu 24,0    22,2  244,2   197,2   392,0    792,1 

          "Diğer" 
          Finansman     -1,4    -0,4   -6,6    -2,1     0,0     86,6 

      KİT'ler(2)        52,2    79,8  111,6    51,7   157,7    146,5 

          Merkez        -0,7     8,4  -11,8     0,2    -0,7      0,3 
          Bankası                                                              

          Ticari         4,0    19,5   -7,2     7,8    10,3      3,1 
          Banka                                                                

          Eximbank      -0,3    -0,1    1,2    -0,5    -0,2      0,0 

          Devlet        14,5    14,7   13,9     6,2     0,0     20,0 
          Tahvili                                                              

          Net Ödeme     34,7    37,2  115,5    38,0   148,3    123,1 
          Ertelemeleri                                                         

      Fonlar            10,8    22,9   28,4    41,2   -31,2     17,5 

      Diğer Kamu(2)      9,1    24,1  105,9   194,5   105,8    280,3 



Kaynak: DPT, HM

(1) Konsolide Bütçe nakit açığı finansmanı ve diğer kamu kuruluşları finansman gereksinimlerinin toplamıdır.

(2) Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar dahildir.

(3) Mali KİT'ler, Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nı kapsamaktadır.

(4) Yılsonu tahmini

Bütçe Programına göre 1996 yılı Konsolide Bütçe açığının 861 trilyon Türk lirası olması öngörülmüştür. Ocak - Nisan dönemi sonuna kadar, 11 Kasım 1995 tarih ve 22460 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Geçici Bütçe" ödenekleri kullanılmıştır. İlk dört aylık dönem sonunda bütçe açığında gözlenen daralmanın nedeni ise harcamalar için yeterli olmayan Geçici Bütçe ödeneklerinin, emanet ve avans hesaplarından sağlanmasıdır(1).

Konsolide Bütçe açığı 1996'da hızla artmıştır.

Bu durum, bütçe açığına emanet ve avans kalemlerinin eklenmesi ile elde edilen nakit açığının hızla artmasına neden olmuştur. Nakit açık 1996 yılının ilk dört aylık döneminde, 432 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Harcamalar Mayıs ayından itibaren yeni bütçe ödeneklerinden sağlanmaya başlanmıştır. Konsolide Bütçe gelirlerinin harcamaları karşılama oranı bu ayda yüzde 70'lere inmiştir. Özellikle iç borç faiz ödemeleri ve yılın ikinci yarısında uygulanan memur zamları ile artış gösteren personel harcamaları, Konsolide Bütçe açığının artmasına neden olmuştur (Grafik II.2.2).

GRAFİK II.2.2

BÜTÇE DENGELERİ / GSMH

(1) Bütçe emanetleri, harcamalar kısmında nakit sıkıntısı ile yapılamayan giderlerin, normal kaydı yapılarak bütçe emaneti kısmına alınmasıdır. Nakit sağlandığında emanet hesabından çıkış yapılır, (-) işaret emanet verildiğini, (+) işaret ise emanetin alındığını gösterir.

Avans ise işin yapılması için nakit olarak ödenen, daha sonra gider kaydı yapılan harcamalardır. Bütçe içi avans ve krediler, akreditifler, müteahhit avansları ve kişi borçları bu kalemde yer alır. (-) işaret avans verildiğini, (+) işaret ise verilen avansın geri alındığını gösterir.

Bütçe ödeneklerinin yetersizliği, "Ek Bütçe"'nin gerekliliğini gündeme getirmiştir. Harcamalar Ekim ve Kasım aylarında, yılın ilk dört ayında uygulandığı gibi, avans ve emanetlere kaydırılmış ve nakit açığının hızlanmasına neden olmuştur. Konsolide Bütçe nakit açığı 1996 yıl sonu itibariyle 1247 trilyon Türk lirasıdır (Tablo II.2.3). "Ek Bütçe" ile ilgili Kanun 8 Aralık 1996 tarih ve 22841 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve 447 trilyon Türk liralık ek ödenek sağlanmıştır. Ekim ayı sonunda revize edilen Bütçe tahminine göre, Bütçe açığının yıl sonunda 1300 trilyon Türk lirası olması beklenmekteydi. Ancak, yıl sonunda Konsolide Bütçe açığı 1218 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Nakit açığın GSMH'ya oranı 1996 yılında hızla artmıştır. Geçen sene yüzde 3,7 olarak gerçekleşen bu oran, 1996 yılında yüzde 8,4'e yükselmiştir. (Tablo II.2.5).

TABLO II.2.3

1996 YILI ÜÇER AYLIK DÖNEMLER İTİBARİYLE

KONSOLİDE BÜTÇE NAKİT AÇIĞI VE FİNANSMANI

(Trilyon Türk lirası, kümülatif)


                                      1996                     

                      Program     I        II       III       IV     

Bütçe Dengesi         -861,0    -74,2    -475,4   -750,5  -1 217,7 

Emanet ve Avans            -   -220,9     -27,0    -56,5     -29,6 

Nakit Dengesi         -861,0   -295,2    -502,4   -807,0  -1 247,3 

Finansman              861,0    295,2     502,4    807,0   1 247,3 

        Dış Borç(net) -113,5    -55,4     -26,0    -89,4    -134,4 

        Devlet         403,4    -83,5    -161,2   -209,6     274,0 
        Tahvili (net)                                                      

        Hazine         392,2    440,5     739,4  1 123,3     792,2 
        Bonosu (net)                                                       

        Kısa V.        179,0     68,8      -1,3     26,5     228,9 
        Avans (net)                                                        

        Diğer(1)           0    -75,2     -48,5    -43,8      86,6 



Kaynak: HM

(1) Emanetler, nakit, vb. net varlıklardaki değişmelerdir. - işareti varlık artışı, + işareti varlık azalışıdır.

Faiz dışı bütçe dengesi 1994 yılından bu yana fazla vermektedir. Bütçe Programına göre 1996 yılında 434 trilyon Türk lirası olması planlanmıştır. Bu büyüklük yıl sonu itibariyle 280 trilyon Türk lirasına inmiştir. Geçen sene yüzde 3,3 olan faiz dışı bütçe dengesinin GSMH'ya oranı, 1996 yılı sonunda 1,9 olarak gerçekleşmiştir (Grafik II.2.2).

Konsolide Bütçe gelirleri içinde vergi gelirlerinin payı artmıştır.

Faiz dışı bütçe fazlası azalmıştır.

Konsolide Bütçe gelirleri 1996 yıl sonu itibariyle program hedefinin üzerinde gerçekleşmiştir. Toplam gelirlerin GSMH'ya oranı 1995 yılında yüzde 17,7 iken, 1996 yıl sonunda yüzde 18,5'e ulaşmıştır. Vergi gelirlerinin Konsolide Bütçe gelirleri içindeki payı 1996 yılında artmıştır. Bu pay 1995 yılında yüzde 77 iken, 1996 yılında yüzde 82'ye yükselmiştir. Vergi gelirlerinin GSMH'ya oranı 1995 yılında yüzde 13,8'den 1996 yılında yüzde 15,2'ye yükselmiştir (Tablo II.2.4).

TABLO II.2.4

KONSOLİDE BÜTÇE GELİRLERİ

(Yüzde)


                               1992   1993    1994    1995   1996  

Vergi Gelirleri/GSMH(1)        12,9    13,2    15,1   13,8   15,2 

Dolaylı Vergiler/GSMH(1)        6,4     6,8     7,8    7,9    9,2 

Dolaysız Vergiler/GSMH(1)       6,5     6,4     7,3    5,9    5,9 

Vergi Gelirleri/Harcamalar     63,9    54,5    65,5   63,4   56,8 

Vergi Gelirleri/Faiz Dışı      78,1    71,7    98,1   94,8   91,5 
Bütçe Harcama.                                                    

Dolaylı Vergiler/Toplam        49,6    51,4    51,7   57,5   60,6 
Vergi Gel.                                                        

Dolaysız Vergiler/Toplam       50,4    48,6    48,3   42,5   39,4 
Vergi Gel.                                                        



Kaynak: HM

(1) GSMH, DPT yıl sonu tahminidir.

Konsolide Bütçe vergi gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 107 oranında artmıştır. Vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı 1996 yılında geçen yıla göre artarak yüzde 60,6, dolaysız vergilerin payı ise geçen yıla göre azalarak yüzde 39,4 olarak gerçekleşmiştir. Dolaylı vergilerin GSMH'ya oranı 1995 yılında yüzde 7,9'dan 1996 yılında yüzde 9,2'ye yükselmiştir. Dolaysız vergilerin GSMH içindeki payı ise geçen yıla göre değişmemiş ve 1996 yılında yüzde 5,9 olarak gerçekleşmiştir (Tablo II.2.4). Dolaylı vergiler içinde yer alan mal ve hizmetlerden alınan vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı 1995 yılında yüzde 39,7'den, 1996 yılında yüzde 43,4 oranına çıkmıştır. Dış ticaretten alınan vergilerin payı 1995 yılında yüzde 17,9 iken, bu oran 1996 yılında yüzde 17,2 olarak gerçekleşmiştir.

İç borç faiz ödemeleri Konsolide Bütçe harcamaları içinde en yüksek paya sahiptir.

Konsolide Bütçe harcamaları 1996 yılında geçen yıla göre yüzde 130 oranında artmıştır. Konsolide Bütçe harcamalarının GSMH içindeki payı 1996 yılında hızla yükselmiştir. Bu oran 1995 yılında yüzde 22 iken, 1996 yılı sonunda yüzde 26,8'e ulaşmıştır. Harcamaların hızlanmasında en önemli neden iç borç faiz ödemelerindeki artıştır. Konsolide Bütçe harcama kalemlerinin 1996 yılındaki dağılımına bakıldığında, en yüksek payın yüzde 37,9 ile iç ve dış borç faiz ödemelerine ait olduğu görülmektedir. Bu oran 1995 yılına göre yaklaşık 4 puan yükselmiştir. İç borç faiz ödemelerinin toplam harcamalar içindeki payı, 1996 yılında, yüzde 33,6, dış borç faiz ödemelerinin toplam harcamalar içindeki payı ise 4,2 dir.

TABLO II.2.5

KONSOLİDE BÜTÇE NAKİT AÇIĞI VE FİNANSMAN GÖSTERGELERİ


                                                 Program   Gerçekleşme 
                    1992   1993   1994    1995     1996       1996    

                                (Trilyon Türk lirası)                               

Nakit Dengesi(1)    -59,4 -126,1 -151,9  -294,3   -861,0    1 247,3 

Faiz Ödemeleri       40,3  116,5  298,3   576,1  1 295,4    1 497,4 

Faiz Hariç Nakit    -19,1   -9,6  146,4   281,8    434,4      250,1 
D.(1)                                                               

                                    (Yüzde)(2)                                     

Faiz Hariç Nakit     -1,7   -0,5    3,8     3,6      3,2        1,7 
D./GSMH                                                             

Faiz                  3,8    5,8    7,7     7,3      9,6       10,1 
Ödemeleri/GSMH                                                      

Nakit                -5,4   -6,3   -3,9    -3,7     -6,4       -8,4 
Dengesi/GSMH                                                        

Dış                   0,4    1,1   -1,7    -1,0     -0,8       -0,9 
Borçlanma(net)/GSMH                                                  

Devlet                1,4    1,5   -1,8     1,1      3,0        1,9 
Tahvili(net)/GSMH                                                   

Hazine                2,3    1,1    6,3     2,5      2,9        5,4 
Bonosu(net)/GSMH                                                    

Kısa                  1,6    2,7    1,3     1,2      1,3        1,5 
V.Avans(net)/GSMH                                                   

Diğer                -0,1  -0,02   -0,2   -0,03        0        0,6 
Finansman/GSMH                                                      



Kaynak: HM

(1) - işareti açığı, + işareti fazlayı göstermektedir.

(2) GSMH, DPT yıl sonu tahminidir.

Geçen yıllarda olduğu gibi personel harcamalarının toplam harcamalar içindeki payı düşmeye devam etmiştir. Memur maaşlarına yapılan zamma rağmen, 1995 yılında yüzde 29 olan bu oran, 1996 yılında yüzde 24,6'ya inmiştir.

Sosyal Güvenlik Kuruluşları'na Konsolide Bütçe'den yapılan transferlerdeki artış geçen yılda olduğu gibi 1996 yılında da devam etmiştir. Önemli ölçüde bu kesimi kapsayan Diğer Transferler kaleminin, toplam harcamalar içindeki payı 1996 yılında yüzde 22 olmuştur. Bu oran 1994 yılında yüzde 17, 1995 yılında ise yüzde 20 olarak gerçekleşmişti. KİT'lere yapılan transferlerin Konsolide Bütçe içindeki payı 1996 yılında azalmaya devam etmiş ve toplam harcamalar içindeki payı yüzde 1,3'e inmiştir. Konsolide Bütçe harcamaları içinde yatırım harcamalarının payı azalmaya devam etmiştir, 1996 yılı sonunda bu oran yüzde 6,5 olarak gerçekleşmiştir.

Konsolide Bütçe'nin finansmanı ağırlıklı olarak kısa vadeli iç borçlanma ile sağlanmıştır.

Nakit açığa ek olarak, net dış borç geri ödemesi için ortaya çıkan toplam 1382 trilyon Türk liralık finansman ihtiyacı, 1996 yılında devlet tahvili net satışı, Hazine bonosu net satışı, kısa vadeli avans ve diğer kalemleri ile sağlanmıştır (Tablo II.2.5), (Grafik II.2.3). Yıl boyunca Konsolide Bütçe'nin finansmanı kısa vadeli iç borçlanma ile sürdürülmüş, özellikle Hazine bonosu satışına ağırlık verilmiştir. Hazine Bonosu net satışı Aralık ayında göreli olarak azalmış ve 79,2 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Hazine bonosu ile borçlanmanın GSMH'ya oranı 1995 yılında yüzde 2,5'dan 1996 yılında yüzde 5,4'e çıkmıştır.

GRAFİK II.2.3

KONSOLİDE BÜTÇE FİNANSMANI

Hazine kısa vadeli avansı 1996 yılı sonunda tamamen kullanmıştır.

Resmi Gazete'de 9 Ekim 1995 tarih ve 22428 sayı ile yayımlanan değişiklik uyarınca, 1996 yılında Hazine'nin kullanabileceği kısa vadeli avans limiti, geçen yıl ile cari yıl Genel Bütçe ödenekleri farkının yüzde 10'u ile sınırlandırılmıştır. Bu oran 1997 yılı için yüzde 6, 1998 yılı için ise yüzde 3 olarak saptanmıştır. Bütçe Programı'na göre 1996 yılı kısa vadeli avans limitinin 179 trilyon Türk lirası olması öngörülmüştür. Geçici Bütçe ile Ocak-Nisan döneminde belirlenen kısa vadeli avans limiti 89,4 trilyon Türk lirasıdır. Bu miktar Mayıs ayından itibaren geçerli olan Bütçe ile 184 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Hazine, Merkez Bankası kaynaklarına Temmuz ve Ağustos aylarında daha çok yönelmiş, ancak, likidite durumuna göre zaman zaman kısa vadeli avans kullanımını artırsa da Eylül ve Ekim aylarında itfadan çok borçlanarak bu hesaba geri ödemede bulunmuştur. Kasım ve Aralık aylarında ise bu limitin sonuna gelinmiştir. Ancak, Ek Bütçe'nin yürürlüğe girmesi ile 44,7 trilyon Türk liralık ek kısa vadeli avans Hazine'nin kullanımına açılmış ve kısa vadeli avans limiti 228,9 trilyon Türk lirasına yükselmiştir. Aralık ayında bu miktarın tamamı kullanılmıştır. Kısa vadeli avansın GSMH'ya oranını 1995 yılında yüzde 1,2 iken, 1996 yılında yüzde 1,5'a çıkmıştır (Tablo II.2.5).

Yıl boyunca devlet tahvili ile borçlanma sınırlı düzeylerde kalmış, Kasım ayına kadar net geri ödeme yapılmıştır. Ancak, yılın son üç ayında, iç borçlanmanın uzun vadeye yayılması çabaları sonunda, tahville borçlanmada artış olmuştur. 1996 yıl sonu itibariyle devlet tahvili yolu ile net borçlanma özellikle Aralık ayındaki artış nedeniyle 274 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir. Devlet tahvili ile iç borçlanmanın GSMH'ya oranı 1995 yılında yüzde 3 iken, 1996 yılında yüzde 1,9'a gerilemiştir.

Konsolide Bütçe'nin finansmanında 1996 yılı boyunca net dış borç geri ödemesinde bulunulmuş ve Aralık ayı itibariyle 134 trilyon Türk lirası net geri ödeme yapılmıştır. Emanet ve nakit değişmesi kalemlerini içeren Diğer kalemi ise 1996 yılında 86,6 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmiştir.

Özellikle 1988 yılından itibaren piyasa faiziyle borçlanmaya başlayan KİT'lerin mali yapısı hızla bozulmuş ve kamu finansman dengesi üzerinde önemli yük olmaya başlamıştır. KİT finansman gereksiniminde 1992 yılından sonra alınan tedbirler sonucunda önemli iyileşmeler sağlanmıştır. KİT mal ve hizmet fiyatlarının 1995 yılında girdi maliyetlerine göre belirlenmesi ve uluslararası fiyat hareketlerinden olumlu yönde etkilenmesi özellikle işletmeci KİT'lerin faktör gelirlerinin 8,3 kat artmasına sebep olmuştur.

İşletmeci ve özelleştirme kapsamındaki KİT'lerin görev zararı ile sübvansiyonlar sonrası dönem kârı toplamının 49,7 trilyon Türk lirası, nakit finansman gereksiniminin 108,9 trilyon Türk lirası olması 1996 yılı Programında hedeflenmişti. Bu kuruluşların 1996 yılı sonu itibariyle, görev zararı ve sübvansiyonlar sonrası dönem kârı toplamının 112,9 trilyon Türk lirası, nakit finansman gereksiniminin 33,5 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Nakit finansman gereksiniminin GSMH'ya oranı 1995 yılında binde 7 oranında fazla vermişken, bu oranın 1996 yılında binde 2 açığa dönüşeceği tahmin edilmektedir. Bu kuruluşların, 1996 yılındaki faiz ödemelerinin 113,4 trilyon Türk lirası olması, faiz ödemeleri hariç nakit finansman gereksiniminin 80 trilyon Türk lirası fazla vermesi beklenmektedir.

Alınan tedbirler ve piyasalardaki olumlu gelişmeler sonucunda 1995 yılında KİT'lerin finansman dengesi fazla vermiştir. Ancak, KİT'lerin finansman dengesi 1996 yılında açığa dönüşmüştür.

KİT'leri mali açıdan etkileyecek hükümet kararları Kasım 1996'dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe konulmuştur. Bu çerçevede, KİT'lerin banka hesapları dört kamu bankasında, Kamu Ortak Hesabında tutulması ve bunun Türk lirası ve döviz üzerinden açılan vadesiz iki ana hesaptan oluşması zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca, Kamu Ortak Hesabında toplanan mevduatın bu bankalar ve Hazine arasında imzalanacak protokol çerçevesinde belirlenecek faiz oranında Hazinenin kullanımına açılması kararlaştırılmıştır.

Başlıca işletmeci KİT'lerin borçlanma gereksinimi büyük oranda artmıştır.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), TEKEL ve Türkiye Şeker Fabrikaları (TŞF) ile Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK), Türkiye Demir Çelik İşletmeleri (TDÇİ) ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) gibi başlıca işletmeci KİT'lerin borçlanma gereksinimi 1996 yılında yüzde 295 oranında artarak 146,7 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. KİT mal ve hizmet fiyatlarının girdi maliyetine göre belirlenmesi ve uluslararası fiyatlarda olumlu gelişmelere ek olarak, TMO alımlarının ve şeker üretiminin düşük düzeyde kalması TMO ve TŞF stok maliyetlerini düşürmüş, sonuç olarak 1995 yılında bu KİT'lerin borçlanma gereksinimlerinin makul düzeyde kalmasını sağlamıştır. Ancak 1996 yılında TMO ve TŞF alımlarının ve dolayısıyla bu kuruluşların stok maliyetlerinin artması KİT'lerin borçlanma gereksiniminin önemli ölçüde artmasına sebep olmuştur. TMO, TEKEL, TŞF, TTK, TDÇİ ve TCDD gibi kuruluşların borçlanma gereksinimlerinin toplam işletmeci KİT borçlanma gereksinimi içindeki payı 1995 yılında yüzde 77 iken, 1996 yılında bu kuruluşların borçlanma gereksiniminin hızla artarak, işletmeci KİT'lerin borçlanma gereksiniminin 4,2 katına ulaşması beklenmektedir. Bu kuruluşlara yapılan bütçe transferleri 1996 yılında yüzde 11 oranında artarak 37,5 trilyon Türk lirasına yükselmesi ve bunlara yapılan transferlerin, KİT'lere yapılan toplam bütçe transferleri içindeki payının dört puan artarak yüzde 77 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

İşletmeci KİT'ler, 1996 yılında, 48,5 trilyon Türk lirası tutarında net dış borç geri ödemesi gerçekleştirmişlerdir. Kasa, banka gibi aktiflerinde de 32,5 trilyon Türk lirası azalma olması beklenmektedir. Bu kuruluşların nakit açığı, net dış borç geri ödemesi ve aktiflerinden doğan 101,4 trilyon Türk lirası tutarındaki toplam finansman gereksiniminin, 78 trilyon Türk lirası net ödeme ertelemeleri adı altında kaydedilen net pasif artışları ve ödeme ertelemeleri, 3,4 trilyon Türk lirası iç borç ve 20 trilyon Türk lirası bütçe dışı ikraz tahvilleri kullanılarak karşılanması beklenmektedir.

Mali kesimde yer alan KİT'lerin 1996 Yılı Programında 32,8 trilyon Türk lirası fazla vermesi öngörülmüşse de, bu kuruluşların finansman dengesinin 5,2 trilyon Türk lirası açıkla sonuçlanması beklenmektedir. Bu kuruluşların kasa, banka gibi aktiflerindeki net artışın ise 70,1 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Finansman gereksinimi ve aktif artışlarının, 5,4 trilyon Türk lirası net dış borç kullanımı ve 105,8 trilyon Türk lirası net iç yükümlülük artışı ile finanse edilmesi beklenmektedir.

Kamu kesimi genel dengesinde yer alan Fonlar, bütçe dışında yer alan onbir fon ile 3418 sayılı kanunla eğitim ve sağlık harcamalarına tahsis edilen gelirler ve kullanımları kapsamaktadır. Fonlar'ın 1996 Yılı Programında 25,9 trilyon Türk lirası fazla vermesi öngörülen finansman dengesinin, yıl sonunda 20,1 trilyon Türk lirası açık vermesi beklenmektedir. Fonların finansman gereksinimi hedefine ulaşılamamasında, Toplu Konut Fonu kesintilerinin kaldırılmasından dolayı Fon gelirlerinin programlananın altına düşmesi ve net sermaye transferlerinin hedeflenenin tersine, negatif yönde gerçekleşmesi etkili olmuştur. Önemli bir bölümü Kamu Ortaklığı Fonu'nun gelir payı ödemeleri ve Savunma Sanayi Destekleme Fonu harcamalarından oluşan fon harcamaları, Program hedefinin 8,2 trilyon Türk lirası altında gerçekleşmiştir. Fonların gelirlerinin üzerindeki harcama ve aktif artışlarının finansmanı, 1 trilyon Türk lirası net dış borçlanma, 19,1 trilyon Türk lirası net iç yükümlülük artışı ile karşılanmıştır (Tablo II.2.2).

Program hedefi, 105,9 trilyon Türk lirası olan Mahalli İdareler, Döner Sermayeli Kuruluşlar ve Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nın finansman gereksiniminin, yıl sonu itibariyle, 1995 yılına göre yüzde 30,1 oranında azalarak 60,1 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Mahalli İdareler'in finansman gereksiniminin, Program hedefinin 34,8 trilyon Türk lirası altında gerçekleşerek 36,3 trilyon Türk lirası olması beklenmektedir. Sosyal Güvenlik Kuruluşları'nın finansman gereksiniminin ise, Program hedefinin 11 trilyon Türk lirası altında, 22,5 trilyon Türk lirası olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının finansman açığındaki iyileşmenin programlananın üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Bu kuruluşların kaynak yapısındaki düzelme esas olarak, gelirlerinin beklenenin üzerinde artması ve bu kuruluşlara sağlanan bütçe transferlerinin 3,8 kat yükselmesinden kaynaklanmıştır. Mahalli idarelerin finansal yapılarındaki iyileşmenin Program hedefini aşması ise, harcamaların programlanının üzerinde artmasına rağmen, özellikle vergi ve faktör gelirlerinde sağlanan yüksek oranlı artıştan kaynaklanmıştır.

Mahalli idarelerin ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının finansman dengesinde bir yıl öncesine göre iyileşme olmuştur

.

Bu kuruluşların gelirleri beklenenin üzerinde gerçekleşmiştir.

Mahalli İdarelerin, 36,3 trilyon Türk lirası tutarındaki toplam finansman gereksinimi ve 13,1 trilyon Türk lirası tutarındaki kasa-banka gibi aktiflerindeki açık, 21,4 trilyon Türk lirası net dış borçlanma ve 28,1 trilyon Türk lirası net iç borçlanma ile karşılanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumlarının, toplam 22,5 trilyon Türk lirası tutarındaki finansman gereksinimi ise, iç borçlanma ile karşılanmıştır.

II.2.2. İç Borçlanma

Toplam iç borç stoku, 1996 yılında, 1995 yılına göre, yüzde 132 oranında artarak 3159,6 trilyon Türk lirası olmuştur. Toplam iç borç anapara ve faiz stoku ise, 1995 yılına göre yüzde 158 oranında artarak 4804,8 trilyon Türk lirasına ulaşmıştır. Bonoların Ekim ayı itibariyle toplam iç borç stoku içindeki payı, 1995 yılına göre 15 puanın üzerinde artarak yüzde 60,3 olmuştur. Aynı dönemde tahvillerin toplam anapara stoku içindeki payı yüzde 17,9'dan 1996 yılında yüzde 11,1'e, özel amaçlı tahviller, tahkim tahvilleri, ikraz tahvilleri, hesaben tahviller ve döviz büfeleri hesabının yer aldığı diğer tahvillerin payı 1996 yılında 9 puan azalarak yüzde 28,6 olmuştur (Tablo II.2.6). Ekim ayı itibariyle ihraç edilen bono ve tahvillerin yüzde 84,3'ünü bankalar, yüzde 6,2'sini özel sektör ve tasarruf sahipleri satın almıştır.

Seçimlerin oluşturduğu olumsuz hava ve politik belirsizlik, faiz oranlarının 1995 yılı son aylarında ve 1996 yılının ocak ayında önemli ölçüde yükselmesine neden olmuştur.

İhale yoluyla yapılan, satış miktarı ve vade ile ağırlıklandırılmış bileşik iç borç faiz oranlarında 1995 yılının ikinci ve üçüncü üç aylık döneminde düşme eğilimi görülürken, yılın son üç aylık döneminde tekrar yükselmeye başlamış ve yükselme eğilimi 1996 yılının Ocak ayına kadar devam etmiştir. Bu artış bir önceki yılın Aralık ayında yapılan seçimler nedeniyle artan politik belirsizlik, bütçe nakit finansman gereksiniminin artması, ertelenen kamu zamlarının yarattığı enflasyonist beklenti gibi nedenlerden kaynaklanmıştır. Satış miktarı ve vade ile ağırlıklandırılmış bileşik iç borç faiz oranları 1996 yılı Şubat-Mayıs döneminde düşüşe geçerek Şubat ayında yüzde 148 seviyesinden, Mayıs ayında yüzde 114'e kadar inmiştir. Yılın ikinci yarısında ise bileşik faiz oranı, Kasım ayındaki yüzde 133'lük oran hariç, yüzde 125-130 düzeyinde kalmıştır. Kasım ayında, hazine bonosu ve devlet tahvilleri faiz gelirlerinden yüzde 10 oranında stopaj vergisi alınması kararlaştırılmıştır. Bu oran 1997 yılı Ocak ayında yüzde 12'ye çıkarılmıştır.

TABLO II.2.6

İÇ BORÇ ANAPARA STOKUNUN VADE YAPISI

(Trilyon Türk lirası)


                                       Yüzde                 Yüzde 
                              1995   Dağılım    1996 (3)    Dağılım 

Bono Toplamı                 512,4      44,8   1 641,9       60,3 

   3 Ay Vadeli                69,5       6,1       0,0        0,0 

   6 Ay Vadeli                 0,0       0,0     177,3        6,5 

   9 Ay Vadeli                99,9       8,7       0,0        0,0 

   Halka Satılan              36,8       3,2       0,0        0,0 
(3, 6 ve 9 Ay Vadeli)                                             

   Kırık Vade                306,2      26,8   1 464,6       53,8 

Tahvil Toplamı               204,3      17,9     303,7       11,1 

   1 Yıl Vadeli(1)           195,0      17,1     190,5        7,0 

   1,5-5 Yıl Vadeli            9,3       0,8     113,1        4,2 

   Konsinye Satış              0,0       0,0       0,0        0,0 

Diğer Tahvil(2)              426,4      37,3     778,3       28,6 

Toplam Stok                1 143,1     100,0   2 723,9      100,0 



Kaynak: HM

(1) Halka satılan bir yıl vadeli senetleri de kapsamaktadır.

(2) Diğer Tahviller, Özel Amaçlı Tahviller, Tahkim Tahvilleri, İkraz Tahvilleri, Hesaben Tahviller ve Döviz Büfeleri Hesabı'nı kapsamaktadır.

(3) Ekim ayı itibariyle

Yıl içinde iç borçlanma vadesinde genel bir artış gözlenmiş ve yılın son iki ihalesinde vade bir yılın üzerine çıkmıştır.

İç borçlanma vadesi, 1995 yılının son aylarında önemli ölçüde düşmüştür. İç borçlanma vadesi, 1996 yılının Nisan ayında altı ayın üzerine çıkmıştır. Yılın ikinci yarısında yapılan ihalelerin büyük çoğunluğunun vadelerinin altı ayın üzerinde olması ve yılın son ayında yapılan iki satışın vadelerinin bir yılın üzerine çıkması nedeniyle iç borçlanma vadesi artmaya devam etmiştir. Yukarıda da değinildiği üzere, yılın ikinci yarısında satış miktarı ve vade ile ağırlıklandırılmış bileşik iç borç faiz oranları Kasım ayı hariç yüzde 125-130 düzeyini korurken, iç borçlanma vadesi yükselmiştir. Buna bağlı olarak, borçlanma vadesinde yıl boyu genellikle artış olmuş ve yılın son ayında 11,7 aya kadar çıkmıştır. Yılın Kasım ve Aralık aylarında yapılan ihalelerdeki satışların aynı döneme denk düşen iç borç itfalarından az olması, Aralık ayında bileşik faiz oranlarının bir önceki aya göre düşmesinde ve vadenin uzamasında etkili olmuştur.

İç borç stokunun GSMH içindeki payı önemli ölçüde artmıştır.

İç borç stokunun ekonomiye göre büyüklüğünün bir göstergesi olan, tahvil ve bono anapara stokunun GSMH içindeki payı, 1996 yılında yaklaşık dört puan artarak yüzde 18,9 olmuştur. Borç servisi yükünün bir göstergesi olan anapara ve faiz stokunun GSMH içindeki payı ise, 1996 yılında, 1995 yılına göre yaklaşık 9 puan artarak yüzde 32,5 olmuştur (Tablo II.2.7).

TABLO II.2.7

İÇ BORÇ STOKUNUN ÇEŞİTLİ EKONOMİK VE PARASAL BÜYÜKLÜKLERLE KARŞILAŞTIRILMASI

(Yüzde)


                          1992     1993     1994     1995     1996 

Anapara/GSMH(1)           11,7     12,7     14,0     14,6     18,9 

Anapara/M2                70,3     87,1     84,6     90,0    104,6 

Anapara/M2Y               44,4     46,6     42,8     43,5     52,7 

Anapara/TL Pasif(2)       43,7     53,3     60,1     64,5  85,6(3) 

Anapara/Toplam            25,8     26,8     29,4     30,3  40,5(3) 
Pasif(2)                                                           

Anapara+Faiz/GSMH(2)      15,5     21,9     22,2     23,7     32,5 

Anapara+Faiz/M2           93,4    149,8    134,6    146,6    180,2 

Anapara+Faiz/M2Y          59,0     80,3     68,0     70,9     90,8 

Anapara+Faiz/TL           58,1     91,6     95,6    105.0 147,4(3) 
Pasif(2)                                                           

Anapara+Faiz/Toplam       34,2     46,0     46.7     49,8  70,9(3) 
Pasif(2)                                                           



Kaynak: DİE, HM, TCMB

(1) GSMH, DPT 1996 yılı için yıl sonu tahminidir.

(2) TL ve toplam pasifler, mevduat bankalarının özkaynakları dışındaki pasifleridir.

(3) Yıl sonundaki borç stoku ve Kasım ayı sonundaki pasif değerleri kullanılarak hesaplanmıştır.

İç borç stokunun mali sisteme göre büyüklüğünün değerlendirilmesinde ise, dört alternatif finansal gösterge kullanılmıştır: Geniş tanımlı para arzı (M2), döviz tevdiat hesaplarını da içeren geniş tanımlı para arzı (M2Y), bankaların özkaynakları dışındaki toplam Türk lirası pasifleri ve özkaynakları dışındaki toplam pasifleri (Tablo II.2.7). Gerek anapara stokunun, gerekse anapara ve faiz stokunun alternatif mali sistem göstergelerine oranlarında, 1996 yılında yüksek artışlar gözlenmektedir.

Destekleme alımları için üreticilere yapılan ödemeler, 1995 yılının aksine, 1996 yılında önemli ölçüde artmıştır.

II.2.3. Tarımsal Destekleme

Hububat şeker pancarı, tütün, haşhaş kapsülü ve çeltik dışındaki ürünler 1996 yılında da, 1995 yılında olduğu gibi devlet destekleme alımları kapsamı dışında bırakılmıştır. Destekleme alımları için üreticilere yapılan toplam ödemeler 1995 yılında düşük düzeyde tutulurken, 1996 yılında yapılan ödemeler yüzde 138,2 oranında artarak 152 trilyon Türk lirası seviyesine ulaşmıştır. Buğday, şeker pancarı ve tütün gibi ürünlere yapılan ödemeler, toplam destekleme alımları için yapılan ödemelerin yüzde 60'ını teşkil etmektedir. Destekleme alımları için yapılan ödemelerin GSMH içindeki payı 1995 yılında binde 8'den 1996 yılında yüzde 1'e çıkmıştır.

Destekleme alımı yapan KİT'lerin finansman dengesi, 1996 yılında daha da bozulmuştur.

Tarımsal desteklemeden sorumlu KİT'lere bütçeden yapılan transferler 1993 yılından itibaren giderek azalmış ve 1995 yılında TMO, TŞF ve TEKEL'e bütçeden transfer yapılmamıştır. Ancak, 1996 yılında TMO ve TŞF'ye toplam 1,3 trilyon Türk lirası tutarında kaynak aktarılmıştır. İşletmeci KİT finansman dengesi 1995 yılında 58,5 trilyon Türk lirası fazla verirken, bu kuruluşlar 3,2 trilyon Türk lirası açık vermişlerdir. Bu kuruluşların finansman dengesi 1996 yılında büyük oranda açık vererek KİT borçlanma gereksinimin 2,6 katına ulaşması beklenmektedir (Tablo II.2.8).

Merkez Bankası 1996 yılında da tarımsal kredi vermemiştir.

Merkez Bankası'nın sağladığı tarımsal kredilerin, toplam TCMB iç kredileri içindeki payı azalma eğilimini sürdürerek, 1995 yılında yüzde 5,7 iken 1996 yılında yüzde 3,2'ye gerilemiştir. Önceki yılda olduğu gibi 1996 yılında da Merkez Bankası TMO ve TŞF'na tarımsal kredi sağlamamıştır. Merkez Bankası'nın, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla özel sektöre sağladığı tarımsal krediler ise 1996 yılında, 1995 yılına göre yüzde 38,6 oranında azalma göstererek 11,6 trilyon Türk lirasından 7,1 trilyon Türk lirasına düşmüştür. Merkez Bankası'nın özel sektöre açtığı diğer krediler çerçevesinde Şekerbank aracılığıyla kullandırılan kredilerin 1995 yılı sonundaki 55 milyar Türk liralık bakiyesi, 1996 yılı sonunda da aynı seviyede kalmıştır (Tablo II.2.9).

TABLO II.2.8

TMO, TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI

ve TEKEL'İN FİNANSAL GÖSTERGELERİ

(Yüzde)


                                             1994   1995  1996(1) 

KİT'lerin Kamu Kesimi Borçlanma              24,0  -14,5      7,7 
Gereksinimi İçindeki Payı                                         

TMO, TŞF ve TEKEL'in  Borçlanma                                   
Gereksinimi / KİT Borçlanma Gereksinimi      0,13      -     2,63 

TMO, TŞF ve TEKEL'in Kamu Kesimi Borçlanma                        
Gereksinimi İçindeki Payı                     3,2    0,8      6,2 

                                                                  

GSMH'ya Oranlar                                                   

KİT'lerin Borçlanma Gereksinimi/GSMH          1,9   -0,7      0,2 

TMO, TŞF ve TEKEL'in  Borçlanma               0,3   0,04      0,6 
Gereksinimi/GSMH                                                  

TMO, TŞF ve TEKEL'e yapılan Bütçe            0,05    0,0     0,01 
Transferleri/GSMH                                                 



(1) DPT Gerçekleşme Tahmini.

TABLO II.2.9

MERKEZ BANKASI TARIMSAL KREDİLERİ

(Milyar Türk lirası)


                          1994    %Değ.   1995    %Değ.  1996  %Değ. 

Kamu Sektörü                                                         

   TMO                 25096,3   106,0     0,0  -100,0    0,0      - 

   TŞF                     0,0  -100,0     0,0     0,0    0,0      - 

   Kamu Sek.Kredi.        16,9      -        -      -       -      - 
   İçind. Payı                                                          

Özel Sektör                                                          

   Tarım Kredi         11647,6     0,0  11647,6    0,0  7147,6   -38,6 
   Kooperatifleri              

   Diğer                  55,0     0,0     55.0    0,0    54,6    0,0 

   Özel Sek. Kredi.       95,0      -      95,5      -    94,3      - 
   İçind. Payı                                                          

Genel Toplam           36798,9    41,5  11702,6  -68,2  7202,2  -38,5 

TCMB İç Kredileri         23,0      -      5,7      -     3,2      - 
İçindeki Payı                                                        



Kaynak: TCMB

II.3. ÖDEMELER DENGESİ VE DIŞ BORÇLANMA

II.3.1. Ödemeler Dengesi

Yüksek büyüme oranı ve canlı iç talebe bağlı olarak 1996 yılında ithalat harcamaları artmış ve dış ticaret açığı Ocak-Haziran 1996 döneminde 8,6 milyar ABD doları düzeyine ulaşmıştır. Dış ticaret açığının görünmeyen kalemlerden elde edilen net gelirler ile kısmen kapanması sonucunda cari işlem açığı bu dönemde 2,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Cari açığın finansmanı sermaye girişi ile sağlanmış ve 1996 yılının ilk yarısında 5,5 milyar ABD doları net sermaye girişi gerçekleşmiştir. Bu dönemde resmi rezerv artışı 4 milyar ABD doları olmuştur (Tablo II.3.1)

TABLO II.3.1

ÖDEMELER DENGESİ

(Milyon ABD doları)


                                            1996         1996    
                      1994      1995   (Ocak-Haziran) (Tahmin)(1) 

Cari İşlemler         2 631    -2 339      -2 314       -6 850 

   Dış Ticaret       -4 216   -13 212      -8 564      -19 350 
   Dengesi                                                          

   Görünmeyenler      6 847    10 873       6 250       12 500 
   Dengesi                                                          

Sermaye                                                          
Hareketleri                                                      

(Rezerv hariç)       -4 194     4 722       5 472       10 020 

Net Hata ve Noksan    1 769     2 275         798        2 130 

Resmi Rezerv           -546    -5 005      -3 956       -5 300 
(Değişim)                                                        



Kaynak: TCMB, DPT

(1) DPT Program tahmini

II.3.1.A. Cari İşlemler

Gümrük Birliği'nin 1996 yılı başından itibaren işlerlik kazanması sonucu, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerden yapılan sanayi malları ithalatında korumalar tamamen kaldırılmış olup, üçüncü ülkelerden yapılan ithalatta ise Avrupa Birliği'nin uyguladığı Ortak Gümrük Tarifesi uygulamasına geçilmiştir. Gümrük Birliği ile birlikte belge ve kayıt sisteminde meydana gelen değişiklikler, 1996 yılı ödemeler dengesine ilişkin resmi verilerin açıklanmasında gecikmelere neden olmuştur. Mevcut veriler Ocak-Haziran dönemi ile sınırlıdır.

Reel efektif döviz kuru 1996 yılında 1995 yıl sonu düzeyini korumuştur.

Büyüme ve üretimdeki artışın yüksek, iç talebin canlı olması ithalat artışını açıklamaktadır.

İthalat harcamaları (FOB) 1996 yılı Ocak-Haziran döneminde 1995 yılının aynı dönemine göre yüzde 30 oranında artarak 19,6 milyar ABD doları, ihracat gelirleri ise yüzde 9 oranında artarak 11 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiş, bu gelişmeler sonucunda, dış ticaret açığı iki katına çıkarak 8,6 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. GSMH artışının 1996 yılının ilk yarısında yüksek düzeyde gerçekleşmesi ve üretim artışının yüksek, iç talebin canlı olması ithalat artışını açıklayan en önemli faktörlerdir. İzlenen kur politikası hedeflerine 1996 yılında büyük ölçüde ulaşılması sonucunda, reel kur endeksindeki dalgalanmalar dar bir aralık içinde seyretmiş ve reel efektif döviz kuru yaklaşık olarak 1995 yılı sonundaki düzeyini korumuştur. Dolayısıyla, döviz kuru gelişmeleri ithalat ve ihracat üzerinde belirleyici rol oynamamıştır (Tablo II.3.2).

TABLO II.3.2

REEL EFEKTİF DÖVİZ KURU(1)


                         e1(2)          e2           e3        e4     

      1987               100,0        132,8        100,0     120,7 

      1988                96,3        128,0        100,4     121,2 

      1989                90,5        120,2         93,6     113,0 

      1990                75,3        100,0         82,8     100,0 

      1991                72,0         95,7         86,9     105,0 

      1992                72,3         96,0         94,4     114,0 

      1993                68,5         91,0         96,3     116,3 

      1994                91,1        121,0        122,4     147,7 

     1995 Q1              85,0        112,9        110,9     133,9 

       Q2                 80,1        106,4        106,3     128,3 

       Q3                 77,3        102,7        106,1     128,1 

       Q4                 73,7         97,9        107,7     130,0 

     1996 Q1              75,4        100,1        108,8     131,4 

       Q2                 76,6        101,7        107,4     129,6 

       Q3                 78,6        104,3        111,1     134,1 

       Q4                 75,7        100,5        110,0     132,8 



Kaynak: TCMB, DİE ve IFS

(1) Hesaplamalarda ABD doları ve Alman markı TCMB döviz alış kurlarının üç aylık ve yıllık ortalama değerleri kullanılmış ve söz konusu ülkeler eşit ağırlıklandırılmıştır. İndeks değerinin düşmesi Türk lirasının söz konusu paralar karşısında reel olarak değer kazandığını göstermektedir.

(2) e1 ve e2 ABD ve Almanya'nın toptan eşya fiyat endeksleri ve Türkiye'nin tüketici fiyat endeksi ile, e3 ve e4 söz konusu ülkelerin tüketici fiyat endeksleri ve Türkiye'nin toptan eşya fiyat endeksi ile ağırlıklandırılmıştır. e1 ve e3 1987 yılı, e2 ve e4 1990 yılı baz alınarak hesaplanmıştır. e1 ve e2Türkiye'nin ithalatını, e3 ve e4 ihracatını açıklamaktadır.


REEL DÖVİZ KURU TANIMLARI VE HESAPLAMA YÖNTEMLERİ

Reel döviz kuru en basit tanımı ile ülkeler arasındaki enflasyon farklılıklarını gözönüne alacak şekilde hesaplanan nominal döviz kurudur. Önemi, bir ülkenin dış ticaretinde rekabet gücüne ilişkin olarak kullanılan bir gösterge olmasından kaynaklanmaktadır. Merkez Bankası açısından taşıdığı önem bilançosu üzerindeki etkileri ve dolayısıyla sağlıklı bir para politikası izlenebilmesi yönündedir. Çeşitli nedenlerle reel döviz kurunda ortaya çıkacak hareketler kısa vadeli sermaye hareketlerine, dolayısıyla Merkez Bankası'nın net dış varlıklarına yansıyacaktır. Net dış varlıklar kalemindeki hareketler bilançonun yükümlülükler tarafında yer alan emisyon miktarını etkileyebilecektir. Bu kalemdeki değişme ise, ana hedefi fiyat istikrarını sağlamak olan Merkez Bankası'nın, para politikası araçlarını kullanarak likidite dalgalanmalarını düzenlemesini gerektirecektir.

Reel döviz kuru tanımları iki ana başlık altında toplanabilir. Bunlardan birincisi, geleneksel olarak kullanılan ve satın alma gücü paritesi temelinde yapılan tanımlamadır. Bu tanıma göre, uzun dönemde reel döviz kuru, yabancı ülke fiyatlarının (P*) yurtiçi fiyatlara (P) oranı ile düzeltilmiş nominal döviz kuru (e) çarpımından oluşmaktadır ve matematiksel olarak;

rppp = eP*/P

şeklinde ifade edilmektedir. Eşitlikteki rakamsal düşüş, reel döviz kurundaki bir değerlenmeyi göstermektedir.

İkinci tanım ise, dış ticarete konu olan ve olmayan mallar ayrımına göre yapılmaktadır. Dış ticarete konu olan malların fiyatlarının herhangi bir kısıt olmadığı takdirde dünya ölçeğinde eşitleneceği varsayımı altında matematiksel olarak ifadesi;

rr = PT/PN = eP*T/PN

şeklindedir. Yukarıdaki ifadede PT dış ticarete konu olan malların ülke içindeki fiyatlarını, P*T aynı malların dünya fiyatlarını, PN ise dış ticarete konu olmayan malların fiyatlarını göstermektedir. İfadenin rakamsal olarak azalması reel döviz kurunda bir değerlenmeyi göstermektedir.

Tüketim ve yatırım malları ithalatının yüksek düzeyde artması iç talep ve üretim artışı etkilerini doğrulamaktadır.

İthalat harcamalarının ana mal gruplarına göre dağılımı incelendiğinde, 1996 yılı Ocak-Haziran döneminde, tüketim ve yatırım mallarının toplam içindeki payı artarken hammadde ithalatının payının azaldığı gözlenmektedir. Söz konusu dönemde yatırım malları ithalatı yüzde 42, tüketim malları ithalatı yüzde 60, hammadde ve aramalları ithalatı ise yüzde 19 oranında artmıştır (Tablo II.3.3). Dağılımdaki gelişmeler de iç talep ve üretim artışı etkilerini doğrular niteliktedir.

TABLO II.3.3

İTHALATIN ANA MAL GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI(1)

(Milyon ABD doları)


                                Yüzde               Yüzde     Yüzde 
                         1995     Pay       1996      Pay   Değişim 

Toplam İthalat         15 469   100,0     20 069    100,0      29,7 
(CIF)                                                               

   Yatırım Malları      4 233    27,4      5 995     29,9      41,6 

      1. İnşaat           393     2,5        588      2,9      49,8 

      2. Makina ve      3 818    24,7      5 281     26,3      38,3 
         Teçhizat                                                            

   Tüketim Malları      1 809    11,7      2 897     14,4      60,2 

   Hammadde ve          9 428    60,9     11 177     55,7      18,6 
   Aramalları                                                          



Kaynak: DİE

(1) Değerler Ocak-Haziran dönemini kapsamaktadır.

Türkiye'nin dış ticaret hacminde OECD ülkelerinin payı belirleyici düzeydedir. Söz konusu ülkelerin 1996 yılında büyüme oranlarında yavaşlama görülmesi, bu ülkelere olan ihracatı daraltıcı, ithalatı ise artırıcı etki yapmıştır (Tablo II.3.4). Ayrıca, bu dönemde iç talebin canlı olması ihracat gelirlerindeki artışın sınırlı düzeyde kalmasına neden olmuştur.

OECD ülkelerinin büyüme oranlarında yavaşlama görülmesi ihracat gelirlerinin sınırlı düzeyde artmasında etkili olmuştur.

Gerçekleşen 8,6 milyar ABD doları düzeyindeki dış ticaret açığı 1996 yılının Ocak-Haziran döneminde net görünmeyen kalem gelirleri ile kısmen kapanmış ve cari işlem açığı 2,3 milyar ABD doları olmuştur. Görünmeyen kalem gelirleri içinde yer alan turizm gelirleri, turist sayısına paralel olarak yüzde 14 oranında artarak 2 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Faiz gelirleri yüzde 18, navlun, taşımacılık ve müteahhitlik hizmet gelirleri ile özel ve resmi hizmet gelirlerini içeren "diğer" gelirler yüzde 37 oranında artmıştır. Gider kalemlerinden dış borç faiz ödemeleri yüzde 12 oranında azalırken, turizm giderleri yüzde 29 oranında, navlun, diğer taşımacılık, kâr transferleri ile resmi ve özel hizmet giderlerini içeren "diğer" giderler yüzde 25 oranında artmıştır.

Yüksek düzeyde gerçekleşen dış ticaret açığı görünmeyen kalem gelirleri ile kısmen kapanmıştır.

Karşılıksız transferlerden elde edilen net gelirler 1996 yılı Ocak-Haziran döneminde bir önceki yıla göre yüzde 15 oranında azalmış ve işçi gelirleri 1,7 milyar ABD doları, resmi karşılıksız transferler içinde yer alan hibeler 215 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

TABLO II.3.4

İTHALAT VE İHRACATIN ÜLKE GRUPLARINA GÖRE DAĞILIMI(1)

(Milyon ABD doları)


                                 Yüzde              Yüzde     Yüzde 
                         1995      Pay     1996       Pay   Değişim 

Toplam İthalat         15 469    100,0   20 069     100,0      29,7 

   OECD Ülkeleri       10 165     65,7   13 967      69,6      37,4 

   Diğer Avrupa         1 882     12,2    1 918       9,6       1,9 
   Ülkeleri                                                            

   Afrika                 608      3,9      851       4,2      39,8 
   Ülkeleri                                                            

   Orta Doğu            1 350      8,7    1 471       7,3       9,0 
   Ülkeleri                                                            

   Diğer Asya           1 044      6,7    1 438       7,2      37,8 
   Ülkeleri                                                            

   Diğer Ülkeler          421      2,7      423       2,1       0,4 

Toplam İhracat          9 956    100,0   10 881     100,0       9,3 

   OECD Ülkeleri        6 214     62,4    6 610      60,7       6,4 

   Diğer Avrupa         1 390     14,0    1 805      16,6      29,8 
   Ülkeleri                                                            

   Afrika                 517      5,2      572       5,3      10,5 
   Ülkeleri                                                            

   Orta Doğu              993     10,0      980       9,0      -1,2 
   Ülkeleri                                                            

   Diğer Asya             592      5,9      654       6,0      10,6 
   Ülkeleri                                                            

   Diğer Ülkeler          250      2,5      260       2,4       4,0 



Kaynak: DİE

(1) Değerler Ocak-Haziran dönemini kapsamaktadır.

II.3.1.B. Sermaye Hareketleri

Cari işlem açığının finansmanı 1996 yılı Ocak-Haziran döneminde gerçekleşen sermaye girişi ile sağlanmıştır. 2,3 milyar ABD doları düzeyindeki cari işlem açığına karşılık, 5,5 milyar ABD doları net sermaye girişi gerçekleşmiş ve resmi rezerv artışı 4 milyar ABD doları olmuştur. Girişlerin 1,6 milyar ABD doları uzun, 3,9 milyar ABD doları kısa vadelidir.

Cari işlem açığı sermaye girişi ile finanse edilmiş ve 1996 yılının ilk yarısında resmi rezerv artışı gerçekleşmiştir.

Uzun vadeli sermaye girişlerinin 267 milyon ABD doları net doğrudan yatırım kaynaklıdır. Portföy yatırımları 1,6 milyar ABD doları net giriş şeklinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde tahvil ihracı yoluyla sağlanan kredileri; Hazine'nin Euroyen piyasasından sağladığı 362 milyon ABD doları, Euromark piyasasından sağladığı 339 milyon ABD doları, Samurai piyasasından sağladığı 686 milyon ABD doları ve Eurodolar piyasasından sağladığı 500 milyon ABD doları tutarındaki krediler oluşturmaktadır. Ayrıca, Türkiye'de yerleşik kişiler ile yurt dışında yerleşik kişilerin menkul alım-satımları sonucunda ise 246 milyon ABD doları net giriş gerçekleşmiştir. Orta ve uzun vadeli sermaye hareketlerinde dış borç anapara geri ödemelerinin kredi kullanımlarından yüksek olması nedeniyle 286 milyon ABD doları çıkış gerçekleşmiş, Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesaplarında, 356 milyon ABD doları süper döviz hesaplarından olmak üzere 592 milyon ABD doları net artış olmuştur.

Kısa vadeli yükümlülüklerdeki artış 1995 yılında özellikle bankaların ve kuruluşların yurtdışından sağladıkları döviz kredilerinden kaynaklanmıştır. Bu artış, 1996 yılının Ocak-Haziran döneminde artan ithalata paralel olarak kamu ve özel sektör kuruluşlarının ithalatın finansmanı amacıyla sağladıkları ticari kredilerden kaynaklanmıştır. Yükümlülüklerde 2,7 milyar ABD doları artış olurken varlıklarda bankalar döviz mevcutları ve diğer varlıklar kaleminden kaynaklı 1,2 milyar ABD doları azalma meydana gelmiştir.

II.3.2.Dış Borçlar

Dış borç stoku 1996 yılı Eylül sonunda 78 milyar ABD dolarına ulaşmıştır.

Cari işlem açığı ve geri ödemeler 1995 ve 1996 yıllarında büyük ölçüde dış borçlar ile finanse edilmiştir. Dış borç stoku, 1995 yılı sonunda 73,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiş, 1996 Eylül sonu geçici verilerine göre yüzde 6,5 artarak 78 milyar ABD doları olmuştur. Dış borç stokundaki artış kısa vadeli dış borçlardan kaynaklanmaktadır. Bu dönemde kısa vadeli dış borçlar yüzde 22,5 oranında artarak 19,2 milyar ABD doları, orta ve uzun vadeli dış borçlar yüzde 2,1 oranında artarak 58,8 milyar ABD doları olmuştur. Bu gelişmeler sonunda, kısa vadeli dış borçların toplam dış borç stoku içindeki payı yüzde 21,4'ten yüzde 24,6'ya çıkmıştır.

ABD dolarının Japon yeni ve Alman markı karşısında değer kazanması dış borç stokunun ABD dolar değerini azaltıcı etki yapmıştır.

Öte yandan, yıl içinde ABD dolarının Japon yeni ve Alman markı karşısında değer kazanması dış borç stokunda lehte 2,9 milyar ABD doları kur etkisi yaratmış ve dış borç stokundaki nominal artış 4,8 milyar ABD dolarıyla sınırlı kalmıştır (Tablo II.3.5).

Dış borç stoku içinde en büyük paya yüzde 37,4 ile ABD doları sahiptir.

Dış borç stokunun yabancı para kompozisyonuna bakıldığında ise, Alman markının payının yüzde 34,8'den yüzde 34,1'e gerilediği, en büyük paya, payını yüzde 34'ten yüzde 37,4'e çıkaran ABD dolarının sahip olduğu görülmektedir. Önemli üçüncü para konumundaki Japon yeninin ise payı yüzde 19,2'den yüzde 17,1'e gerilemiştir (Tablo II.3.6).

GRAFİK II.3.1

DIŞ BORÇ STOKU VE VADE AYIRIMI

TABLO II.3.5

YIL SONLARI İTİBARİYLE DIŞ BORÇ STOKUNA KUR ETKİSİ(2)

(Milyon ABD Doları)


           DIŞ BORÇ STOKU                                         

           Yıl Sonu   Önceki Yıl    Kur       Nominal       Reel     
           Kuru ile   Sonu Kuru    Farkı(A)   Hareket(B)   Hareket(C)  
                         ile                                          

1989        41 751     42 058        -307       1 029        1 336 

1990        49 035     45 913       3 123       7 284        4 161 

1991        50 489     50 345         144       1 454        1 310 

1992        55 592     56 975      -1 383       5 103        6 486 

1993        67 356     67 892        -536      11 764       12 300 

1994        65 601     61 300       4 301      -1 755       -6 056 

1995        73 278     71 308       1 970       7 677        5 707 

1996        78 042     80 896      -2 854       4 764        7 618 
(1)                                                                



Kaynak: TCMB, HM

(1) Eylül sonu geçici.

(2) (A) Borç stokunun ilgili dönem sonu kuru ile hesaplanan tutarı ile bir önceki yıl sonu kuru ile hesaplanan tutarı arasındaki farktır, (B) Bir önceki yılın borç stoku tutarı ile bir sonraki yılın borç stoku tutarı arasındaki farktır, (C) Nominal hareket - Kur farkı.

TABLO II.3.6

DÖVİZ KOMPOZİSYONU İTİBARİYLE
DIŞ BORÇ STOKUNA KUR ETKİSİ(2)

(Milyon ABD doları)


                    1995        1996(1)                               

                    Yıl     Önceki   Eylül    Kur    Nominal   Reel   
                    Sonu     Yıl     Sonu    Farkı   Hareket Hareket  
                    Kuru     Kuru    Kuru   (C-B=D)  (C-A=E) (E-D=F)  
                   ile(A)   ile(B)  ile(C)                            

ABD Doları         24 917   29 214  29 214        0   4 297    4 297 

Alman Markı        25 533   28 255  26 589   -1 666   1 056    2 722 

Ö. Çekme              582      690     671      -19      89      108 
Hakları                                                              

İsviçre Frangı      2 388    2 028   1 864     -164    -524     -360 

İngiliz               787      838     836       -2      49       51 
Sterlini                                                             

Japon Yeni         14 062   14 248  13 384     -864    -678      186 

Fransız Frangı      1 314    1 499   1 426      -73     112      185 

Hollanda            1 064    1 082   1 017      -65     -47       18 
Florini                                                              

Diğer(ABD)          2 631    3 042   3 042        0     411      411 

TOPLAM             73 278   80 896  78 042   -2 854   4 764    7 618 



Kaynak: TCMB, HM

(1) Eylül sonu geçici.

(2) (A) 1995 yıl sonu dış borç stoku, 1995 yıl sonu kuru ile hesaplanması; (B) 1996 Eylül sonu dış borç stoku, 1995 yıl sonu kuru ile hesaplanması; (C) 1996 Eylül sonu dış borç stoku, Eylül 1996 kuru ile hesaplanması; (D) Borç stokunun Eylül 1996 kuru ile hesaplanan tutarı ile, 1995 yıl sonu kuru ile hesaplanan tutarı arasındaki farktır; (E) 1995 yılı borç stoku rakamıyla 1996 Eylül sonu borç stoku rakamları arasındaki farktır; (F) Nominal hareket - Kur farkı.

Dış borç anapara ve faiz ödemelerinin döviz gelirlerine oranı olarak hesaplanan dış borç servis oranı 1996 yılı Ocak-Haziran döneminde 1995 yılının aynı dönemine göre sekiz puan düşerek yüzde 23 olarak gerçekleşmiştir. Bu gelişme, 1996 yılında ödemelerin daha az, gelirlerin ise diğer hizmet gelirlerinden kaynaklı yüksek oluşundan kaynaklanmaktadır (Tablo II.3.7).

TABLO II.3.7

DIŞ BORÇ SERVİS ORANI(1)

(Milyon ABD doları)


             1994     1995    1996 

Anapara                          
geri        2 704    3 814   3 256 
ödemeleri                        

Faiz                             
Ödemeleri   1 788    2 131   1 882 

İhracat     7 808   10 128  11 041 

Diğer                            
hizmet      4 902    7 040   9 130 
gelirleri                        

Karşılıksız                        
transferler 1 452    1 711   1 785 
(özel)                           

Gelirler                         
toplamı    14 162   18 879  21 956 

Dış borç                         
servis         32       31      23 
oranı                            



Kaynak : TCMB

(1) Değerler Ocak-Haziran dönemini kapsamaktadır.

II.3.2.A. Orta ve Uzun Vadeli Borçlar

Orta ve uzun vadeli borçlar önemli ölçüde proje ve program kredileri, uluslararası para piyasası kredileri, tahvil ihracı yoluyla sağlanan krediler ve özel kredilerden oluşmaktadır.

Dış borç servis oranı 1996 Ocak-Haziran döneminde 8 puan düşerek yüzde 23 olmuştur.

Orta ve uzun vadeli dış borçlar, 1996 yılı Eylül sonu geçici verilerine göre çapraz kurlardaki haraketlerin de etkisiyle 1,2 milyar ABD doları artmış, toplam dış borçlar içerisindeki payı yüzde 75,4'e gerilemiştir. Bunların dışında, kamu sektörü (Merkez Bankası dahil) borçlarında 196 milyon ABD doları azalış, özel sektör borçlarında 1,4 milyar ABD doları artış olmuştur.

Borç verene göre incelendiğinde, uluslararası kuruluşlardan sağlanan kredilerde 788 milyon ABD doları ve yurtdışı ticari bankalardan sağlanan kredilerde 330 milyon ABD doları azalma gözlenirken, tahvil ihracı yolu ile sağlanan kredilerde 932 milyon ABD doları ve ikili anlaşmalar yoluyla sağlanan kredilerde 1 milyar ABD doları artış olmuştur. Öte yandan, kredi türlerine göre en büyük düşüş yüzde 14,1 ile uluslararası para piyasası kredilerinde olmuştur.

II.3.2.B. Kısa Vadeli Borçlar

Kısa vadeli borçlar, ticari bankalar, özel ve kamu kuruluşları ile Merkez Bankası'nın yükümlülüğündeki borçları kapsamaktadır. Özel ve kamu kuruluşlarının kısa vadeli dış borçlarını kısa vadeli ithalat borçları ve prefinansman kredileri ile bu kuruluşların yurtdışından doğrudan sağladıkları döviz kredileri, ticari bankaların kısa vadeli dış borçlarını ise yurtdışı Döviz Tevdiat Hesapları (DTH), döviz kredileri ve yurtdışı depolar oluşturmaktadır. Merkez Bankası'nın yükümlülüğündeki kısa vadeli dış borçlarda Dresdner Hesabı en önemli paya sahiptir.

Kısa vadeli dış borçlar, 1996 yılı Eylül ayı itibariyle esas olarak Merkez Bankası kısa vadeli borçlarındaki 22 milyon ABD doları, ticari bankaların borçlarındaki 969 milyon ABD doları ve diğer sektör borçlarındaki 2,5 milyar ABD doları artıştan dolayı 3,5 milyar ABD doları artmıştır. Kısa vadeli borçlardaki artış temel olarak, artan ithalatın finansmanı amacıyla sağlanan kısa vadeli borçlardaki yüzde 46,6, yurtdışı DTH'larında yüzde 21,7, ve kuruluşların sağladığı döviz kredilerindeki yüzde 9,9 oranındaki artışlardan kaynaklanmaktadır.

Yukarıdaki gelişmeler sonucunda bankaların yurtdışından sağladıkları kısa vadeli borçlar yüzde 14,6 oranında artarak 7,6 milyar ABD dolarına ulaşmış, yüzde 96,2'sini Dresdner Hesabı'nın oluşturduğu Merkez Bankası'ndaki kısa vadeli borçlar 1 milyar ABD doları olmuştur.

GRAFİK II.3.2

BRÜT DÖVİZ REZERVLERİ VE KISA VADELİ BORÇLAR FARKI

GRAFİK II.3.3

BRÜT REZERVLER VE KISA VADELİ BORÇLAR FARKI

Merkez Bankası döviz rezervleri ve kısa vadeli borçları arasındaki fark 1996 Eylül ayı sonunda 16,2 milyar ABD dolarına ulaşmıştır.

Ticari bankaların kısa vadeli borçları 1996 yılının ilk dokuz ayında 969 milyon ABD doları artarken bankaların döviz rezervlerinde 1995 yıl sonuna göre nominal olarak 2,2 milyar ABD doları azalma olmuştur. Öte yandan Merkez Bankası'ndaki kısa vadeli borçlar 22 milyon ABD doları artarken, döviz rezervleri 4,9 milyar ABD doları artmıştır. Bu gelişmeler sonucunda bankaların döviz rezervleri ile kısa vadeli dış borçları arasındaki fark 1995 yılındaki 3,5 milyar ABD doları seviyesinden yüzde 89,3 oranında düşerek 1996 Eylül'ünde 374 milyon ABD dolarına inmiştir. Buna karşın, Merkez Bankası döviz rezervleri ile kısa vadeli dış borçları arasındaki fark yüzde 42,6 artmış ve 16,2 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Ekonominin tümüne bakıldığında ise döviz ve altın rezervlerini de içeren brüt rezervler ile toplam kısa vadeli dış borçlar farkının yüzde 10 oranında azalarak 7,4 milyar ABD doları olarak gerçekleştiği gözlenmiştir. Altın rezervleri ise geçen yılki 1,4 milyar ABD doları seviyesini korumuş ve brüt rezervler içindeki payı yüzde 5,2 olmuştur (Tablo II.3.8).

TABLO II.3.8

BRÜT REZERVLER İLE KISA VADELİ BORÇLAR (KVB) FARKI(2)

(Milyon ABD doları)


                 1990     1991     1992     1993     1994      1995     1996(1) 

Brüt Döviz      442,9  1 643,1  1 100,0  -2 259,0   3 799,1   6 858,3   6 030,9 
Rez.-KVB                        

     Merkez   5 117,3  4 361,1  5 544,0   5 546,2   6 284,1  11 397,6  16 247,5 
     Bankası      

    Bankalar -1 402,4   6 26,0    487,0  -1 066,2   3 313,0   3 509,7     374,4

     Diğer  
Sektörler(3) -3 272,0 -3 344,0 -4 931,0  -6 739,0  -5 798,0  -8 049,0 -10 591,0 

Brüt       
Rez.(4)-KVB   1 911,1  3 136,4  2 593,7    -770,9   5 209,1   8 241,4   7 413,8                



Kaynak: TCMB

(1) Eylül sonu geçici.

(2) (-) işareti açığı göstermektedir.

(3) Diğer sektörlerin yurtdışı döviz mevcut ve alacaklarına ilişkin veri olmadığından tutarlar bu sektörlerin yurtdışına olan borçlarını yansıtmaktadır.

(4) Brüt rezervler, altın ve döviz rezervlerinin toplamıdır.

II.4. PARA POLİTİKASI

MB para programı finansal piyasalarda istikrarın sağlanmasına yönelmiştir.

Enflasyon ile mücadeleye yönelik ciddi bir siyasi iradenin 1996 yılında da oluşmaması Merkez Bankası para politikasının, enflasyonun düşürülmesine değil, finansal piyasalarda istikrarın sağlanması ve korunmasına yönelik oluşturulmasını gündeme getirmiştir. IMF ile yapılan stand-by anlaşmasının sona ermesi, Gümrük Birliği'ne girilmesi, 1995 yıl sonundaki erken genel seçim ve yıl içinde ortaya çıkan iktidar değişikliklerinin piyasalar üzerinde yarattığı belirsizlikler istikrar hedefini en az enflasyon ile mücadele hedefi kadar önemli hale getirmiştir. Merkez Bankası kurlar üzerinde yıl boyu gözetimini sürdürürken yıl içinde uygulamaya soktuğu program ile bilançosundaki büyüklükler üzerinde disiplin sağlamaya yönelmiştir. Faiz oranları para ve döviz piyasalarında oluşan istikrarlı hareketten olumlu etkilenmiş ve reel faiz oranları sene başında ulaştığı en yüksek seviyesinden yıl boyunca, kademeli olarak, azalma göstermiştir.

Erken genel seçimler ve bunun ardından uzun bir süre hükümet kurma çalışmalarının devam etmesi Merkez Bankası açısından piyasalarda istikrara yönelik önlemleri enflasyonu düşürmeye yönelik önlemlerin önüne koymuştur. İstikrarın en fazla gerek duyulduğu ve yıl boyunca da en fazla hissedildiği piyasalar döviz piyasaları olmuştur. Merkez Bankası'nın sene başında reel döviz kurlarında istikrarı amaçladığını açıklaması ve piyasanın bu açıklamayı inandırıcı bulması, geçmiş yıllara göre 1996 yılı boyunca Merkez Bankası'nın döviz piyasalarına aktif müdahale ihtiyacını, önemli ölçüde düşürmüştür. Döviz kurlarında yukarı doğru hareket beklentisinin kırılması Merkez Bankası döviz rezervlerinin de yılın ilk aylarından başlayarak önemli oranda artmasına neden olmuştur. Reel döviz kurları 1996 yılı boyunca dar bir band dahilinde hareket etmiş ve 1996 yıl başındaki düzeyinde kalmıştır.

Para programı, iç varlık artışını sınırlandırarak dış varlık artışı kadar TL yükümlülük yaratmayı öngörmüştür.

Merkez Bankası yıl içinde yeni bir programı uygulamaya sokmuştur. Geçmiş yıllarda uygulanan para programları ile benzerlik taşıyan 1996 yılı para programı Merkez Bankası iç varlık artışını sınırlamayı ve dış varlık artışı karşılığı Türk lirası yükümlülük yaratmayı öngörmüştür. Merkez Bankası Kanunu gereği Hazine'ye açılan kısa vadeli avansın bir sınırının olması ve 1996 yılında kısa vadeli avans imkanı dışında hiç bir kamu kuruluşuna Merkez Bankası kaynaklı kredi kullandırılmaması iç varlık artışının Merkez Bankası kontrolünde ve düşük oranlı gerçekleşmesine neden olmuştur. Bu durum, para programının takip ettiği değişkenlerden biri olan net iç varlıkların yıl boyunca öngörülen limitler içinde hareketini sağlamıştır. Yıl içinde zorunlu döviz devir oranlarının önemli miktarda düşürülmesine rağmen Merkez Bankası'na yapılan zorunlu döviz devirleri beklenenin üzerinde gerçekleşmiştir. Bununla birlikte döviz piyasalarına satış yönlü yapılan müdahalelerin de geçmiş yıllara göre azalış göstermesi, para programının diğer bir değişkeni olan net dış varlıklardaki artışın yüksek oranlı olmasına neden olmuştur. Öte yandan, enflasyonun yüksek seviyede fakat göreli bir sakinlikte devam etmesi ve aynı şekilde faizlerdeki hareketliliğin azalması, özellikle dar tanımlı paraya olan talebin öngörülebilirliğini kolaylaştırmıştır. Bu mantık içinde Merkez Bankası yıl boyunca rezerv para artışını talep artışı ile paralel götürmeye çalışmıştır. Net dış varlıklardaki artışın rezerv para üzerinde yarattığı arz fazlasının çekilmesinde ise açık piyasa işlemleri yıl boyunca aktif olarak kullanılmıştır.

Ekonomideki Türk lirası faizler 1996 yılı başında en yüksek noktaya ulaşmış, daha sonra azalış eğilimine girmiştir. Yılın ilk yarısı boyunca devam eden bu eğilim, yaz aylarında ulaştığı yüzde 125'ler düzeyinde istikrar kazanmıştır. Bu ortalama olarak yaklaşık yüzde 20'ler düzeyinde bir reel faize denk gelmektedir. Yılın son ayında ise faiz oranlarında yeni bir azalış eğilimi ortaya çıkmıştır. Rezerv para büyüklüğünü kontrol altında tutmaya çalışan Merkez Bankası'nın aynı zamanda bir faiz hedefinin olması söz konusu olamaz. Ekonomideki reel faiz oranları temelde, piyasalardan en büyük fon talep eden kurum olan, kamunun borçlanma ihtiyaçlarının ve stratejisinin bir sonucu olarak belirlenmektedir. Bu süreçte Merkez Bankası'nın rolü ancak ekonomideki belirsizliklerin faizler üzerinde yarattığı "prim"in, bu belirsizliklerin azalmasına katkıda bulunarak, düşürülmesi olabilir. Bu doğrultuda, para programının uygulamaya konulması ile birlikte, kısa vadeli işlemlerin gerçekleştirildiği, para piyasalarında oluşan faiz oranlarının hareketliliğinin azaltılması amaçlanmıştır. Nitekim, Merkez Bankası Türk lirası interbankında oluşan faizlerin hareketliliğinin zaman içinde azaltılması, bu faizin piyasalar tarafından bir referans faiz olarak rolünü artırırken, diğer piyasalarda oluşan faizlerdeki istikrara da katkıda bulunmuştur.

Özetle, 1996 yılı Merkez Bankası'nın yürüttüğü para politikalarında istikrarı öne çıkardığı ve kısa süreli küçük dalgalanmalar dışında bunu sağlayabildiği bir yıl olmuştur.

II.4.1. TCMB Analitik Bilançosu

Merkez Bankası analitik bilançosundaki gelişmelere bakıldığında, dış varlıkların bir önceki yılda olduğu gibi hızlı bir artış eğilimi gösterdiği, iç varlıklardaki artışın ise sınırlı kaldığı görülmektedir. Merkez Bankası 1996 yılı boyunca dış varlık artışı kadar Türk lirası yükümlülük yaratmaya dikkat etmiştir (Tablo II.4.1).

Merkez Bankası dış varlıklarının artışı büyük oranda merkez bankası parasındaki artışla finanse edilmiştir.

Yıl sonu itibariyle bakıldığında, Merkez Bankası dış varlıklarındaki artış yüzde 129,5 olarak gerçekleşmiş ve yıl boyunca sürekli artan bir eğilim göstermiştir. Aynı dönem içinde, Merkez Bankası toplam döviz yükümlülükleri ise yüzde 92,8 artış kaydetmiştir. Merkez Bankası toplam döviz yükümlülüklerinin artışı büyük oranda yerleşiklere olan döviz yükümlülüklerinin artışından kaynaklanmıştır. Bu artışta Hazine'nin yıl içinde gerçekleştirdiği döviz cinsinden borçlanmalardan elde ettiği dövizi Merkez Bankası'na mevduat olarak yatırması etkili olmuştur. Dış varlıkların dış yükümlülüklerden daha hızlı artması neticesinde aradaki fark merkez bankası parasını artırmıştır. Dövizli borçlanmanın kısmen Türk lirasına dönüşmesi de merkez bankası parası artışına neden olmuştur. Bu gelişmeler sonucunda dış varlıkların toplam döviz yükümlülüklerine oranı olarak ifade edilen kur riski oranı 1995 yılı sonundaki değeri olan yüzde 86,8'den yüzde 103,3'e yükselmiştir.

Merkez Bankası analitik bilançosunun ikinci önemli kalemi kamuya açılan nakit krediler, bankalara açılan nakit krediler, değerleme hesabı ve diğer kalemlerden oluşan iç varlıklar toplamıdır. Yıl içinde genellikle azalış eğilimi gösteren iç varlıklar toplamı, Aralık ayındaki yüksek oranlı artışın etkisiyle, yıl sonu itibariyle yüzde 25,7 artmıştır. Hazine'ye tanınan kısa vadeli avans imkanı, kamu kuruluşlarına kullandırılan krediler, menkul kıymetler porföyünde bulunan devlet iç borçlanma senetleri ve tahkim olunan alacaklardan oluşan Kamuya Açılan Krediler kalemi yılın genelinde artış yönünde bir eğilim göstermiş, Eylül ve Ekim aylarında Hazine'nin borç kapatması nedeniyle, bu kredilerde bir azalma meydana gelmiştir. Aralık ayında Hazine'ye tanınan kısa vadeli avans imkanının tümünün kullanılmasıyla, Kamuya Açılan Krediler kalemi 1995 yıl sonuna göre yüzde 57,2 oranında artmıştır. Kamuya Açılan Krediler kalemi esas olarak Hazine'ye açılan kısa vadeli avanslar nedeniyle değişme göstermiş, Hazine dışında hiçbir kamu kuruluşuna Merkez Bankası kaynaklı kredi kullandırılmamıştır. Öte yandan, bugüne kadar nakit olarak ödenen, Hazine'den birikmiş alacaklarının tasfiyesi amacıyla Merkez Bankası'na verilmiş olan devlet tahvillerine ilişkin faiz ödemelerinin, 1996 yılı Bütçe Kanununa konulan bir madde ile özel tertip devlet iç borçlanma senedi verilmesi yoluyla ödenmesi imkanı sağlanmıştır.

İç varlıklar içinde yeralan bankalara açılan krediler kaleminde ise, Eylül ayında meydana gelen 4 trilyon liralık düşüş dışında, bilançoyu etkileyecek önemli bir değişme gerçekleşmemiştir.

Merkez Bankası'nın kur riski oranı yıl içinde genellikle artış göstermiştir.

Rezerv paradaki artışın büyük bölümü, dış varlık artışının finansmanından kaynaklanmıştır.

Diğer kalemler başlığı altında menkul değerler azalış farkı, demirbaşlar, sermaye, karşılıklar ve kar-zarar hesabı gibi aktif ve pasif hesaplar netleştirilmektedir. Geçen yıllardan farklı olarak, Merkez Bankası'nın 1996 yılında faaliyet kârında devlet iç borçlanma senetleri ve Açık Piyasa İşlemleri'nden kaynaklanan yüksek artış olmuştur.

TABLO II.4.1

BİLANÇO BÜYÜKLÜKLERİ VE AYLIK GELİŞMELERİ

(Trilyon TL)


           29     31      29     29     25     31      25     31      29     30      31     29     31  
          Ara.   Ocak    Şub.   Mart    Nis.   May.   Haz.   Tem.    Ağu.    Eyl.   Ekim    Kas.   Ara. 
         1995    1996    1996   1996   1996   1996    1996   1996    1996   1996    1996   1996   1996 

BİLANÇO
TOPLAMI  1421,1 1505,2  1635,0 1712,5 1835,8 1856,0 1966,8 2101,0  2225,0  2318,0  2390,1 2547,2  2681,9 

             -   (5,9)  (15,0) (20,0) (29,2) (30,6) (38,4) (47,8)  (56,6)  (63,1)  (68,2) (79,2)  (88,7) 

TOPL.İÇ                                                                       
YÜKÜML.   645,4  721,5   789,4  808,6  895,9  883,5  927,5 1006,7  1077,4  1121,5  1103,1 1202,8  1272,5 

             -  (11,8)  (22,3) (25,3) (38,8) (36,9) (43,7) (56,0)  (66,9)  (73,8)  (70,9) (86,4)  (97,2) 

İÇ VARL.  509,3  487,4   516,6  545,9  505,0  471,3  466,3  606,7   610,0   506,1   482,4  497,9   640,3 

             -  (-4,3)   (1,4)  (7,2) (-0,8) (-7,5) (-8,4) (19,1)  (19,8)  (-0,6)  (-5,3) (-2,2)  (25,7) 

MB                                                                          
PARASI    372,8  435,4   452,5  442,5  474,1  473,5  498,7  602,6   637,9   524,2   511,4  529,0   706,1 

             -  (16,8)  (21,4)  (18,7) (27,2) (27,0) (33,8) (61,6) (71,1)  (40,6)  (37,2) (41,9)  (89,4) 



Kaynak: TCMB

Parantez içindeki rakamlar 29Aralık 1995'e göre kümülatif yüzde değişimlerdir.

İç varlıkları oluşturan diğer bir kalem olan değerleme hesabında Merkez Bankası'nın kur riski nedeniyle uğradığı zararlar kaydedilir. Değerleme hesabı, Nisan ayında Hazine ile Merkez Bankası arasındaki anlaşma çerçevesinde Hazine'nin yaptığı menkul kıymet şeklindeki borç ödemesi nedeniyle negatif değer almıştır. Bu olumlu gelişmeyi destekler biçimde yıl içinde kur riski oranı sürekli artarak yıl sonunda yüzde 100'ün üzerine çıkmış ve Merkez Bankası'nın kur artışlarından kaynaklanan kayıpları azalmıştır. Bunun yanısıra, ABD doları/Alman markı paritesinin yıl genelinde ve özellikle yılın son aylarında yükselmesi de değerleme hesabında aynı yönde gelişmelere yol açmıştır. Bu gelişme de iç varlıkları azaltıcı bir etki doğurmuştur.

Merkez Bankası net döviz varlıklarının artışının bir kısmı, analitik bilançonun pasifinde merkez bankası parası tarafından finanse edilmiştir. Merkez bankası parasının alt kalemlerinden rezerv para, bir önceki yıl sonuna göre, 31 Aralık 1996'da yüzde 80,9 artmıştır. Döviz alımları, Hazine itfaları gibi nedenlerle özellikle yılın son aylarında piyasalarda oluşan likidite bolluğunun çekilmesi için Açık Piyasa İşlemleri'ne başvurulmuş ve Açık Piyasa İşlemleri yüzde 222,5 oranında artış göstermiştir.

II.4.2. Para-Kredi Gelişmeleri

Dar ve geniş tanımlı para arzları reel olarak genişlemiştir.

Krediler reel olarak artmıştır.

Gerek dar tanımlı para arzı M1 gerek geniş tanımlı para arzları M2 ve M2Y 1996 yılında reel olarak artış göstermiştir (Tablo II.4.2). Ancak, bütün yıl boyunca reel olarak artış gösteren geniş tanımlı para arzları M2 ve M2Y'den farklı olarak, dar tanımlı para arzı M1 Mayıs-Ekim dönemi boyunca reel olarak daralmış, yılın son iki ayında ise vadesiz mevduatlarda gözlenen yüksek artışların etkisiyle reel olarak genişlemiştir. Yıl boyunca mevduat bankalarının kullandırdığı kredilerdeki reel artış, Aralık ayı dışında, toplam mevduattaki reel artışın oldukça üstünde gerçekleşmiştir.

Faiz oranları Şubat ayından itibaren kade-meli olarak azalmıştır.

Reel faizler 1995 yılı Eylül ayından itibaren yükselmeye başlamış, 1996 yılı Ocak ayında ise en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Şubat-Haziran döneminde gerileyen Hazine bonosu faizlerine paralel olarak, diğer yatırım araçlarının reel faizleri de söz konusu dönemde gerilemiştir. Temmuz ayından itibaren Hazine bonosu faizlerinde gözlenen dalgalanmalar ise diğer yatırım araçlarının faizlerine yansımamış ve yılın ikinci yarısında, hızı yavaşlamakla birlikte, reel faizlerdeki gerileme eğilimi devam etmiştir. Yıl başında reel döviz kurlarında istikrarı amaçladığını açıklayan Merkez Bankası'nın bu yönde izlediği politikalar sonucunda, siyasi belirsizliğin arttığı dönemler dışında, döviz sepetindeki artışlar aylık fiyat artışları civarında gerçekleşmiş ve reel döviz kurlarındaki dalgalanmalar sınırlı bir düzeyde kalmıştır.

TABLO II.4.2

TEMEL PARASAL GÖSTERGELER(1)

(Yüzde Değişim)(2)


                             1992     1993    1994    1995   1996(3) 

Rezerv Para                    67,1     68,7    82,6    84,9    80,0 

Parasal Taban                  97,6     51,0    51,2    92,3    72,8 

Merkez Bankası Parası         105,5     45,5    50,8    93,0    72,2 

Toplam İç Yükümlülükler       104,9     48,5    73,4   113,1    94,5 
(TİY)                                                                

Bilanço                        85,3     59,7   142,5   105,1    88,5 

M1                             67,4     87,6    80,6    65,7   109,9 

M2                             61,1     59,6   120,0    97,7   120,5 

M2Y                            80,5     88,2   133,2   106,5   109,7 

M3Y                            80,1     86,0   133,1   106,8   111,2 

Mevduat                        60,0     56,7   122,0   100,9   132,7 

Krediler                       78,5     99,4    85,3   149,9   114,0 

TİY/GSMH(2)                    0,11     0,10    0,07    0,08    0,09 

TİY/M2Y(2)                     0,41     0,32    0,25    0,25    0,23 

Toptan Eşya Fiyat              61,4     60,2   149,5    65,6    84,9 
İndeksi(4)                                                           



Kaynak: TCMB

(1) Rezerv Para = Emisyon + Bankalar Zorunlu Karşılıkları + Bankalar Serbest İmkanı + Fon Hesapları + Banka Dışı Kesimin Mevduatı
Parasal Taban = Rezerv Para + Açık Piyasa İşlemlerinden Borçlar
Merkez Bankası Parası = Parasal Taban + Kamu Mevduatı
Toplam İç Yük. = MB Parası + Döviz Olarak Takip Olunan Mev. + Bankaların Döviz Mevd.
M1 = Dolaşımdaki Para + Mevduat Bankalarındaki V.siz Mev. + Merkez Bankasındaki Mev.
M2 = M1 + Mevduat Bankalarındaki Vadeli Mevduat
M2Y = M2 + Döviz Tevdiat Hesabı (TL)
M3Y = M2 + Resmi Mev.+ Merkez Bankasındaki Diğer Mev. + Döviz Tevdiat Hesapları (TL).

(2) TİY/GSMH, TİY/M2Y için tabloda verilen değerler yüzde değişim değil orandır

(3) 29 Aralık 1995-27 Aralık 1996; geçici.

(4) 1992-1994 yılları için DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi (1987 = 100), yıl sonu;
1995-1996 yılları için DİE Toptan Eşya Fiyat İndeksi (1994 = 100), yıl sonu.

Yılın ikinci yarısında kısa vadeli faiz oranları ve reel döviz kurlarında istikrar sağlanmıştır.

Kredi mevduat oranı son beş yıldaki en yüksek düzeyine ulaşmıştır.

Daha önce de belirtildiği gibi, Merkez Bankası yıl boyunca süren siyasi belirsizliğin piyasalar üzerinde yarattığı olumsuz etkileri azaltmaya önem vermiştir. Yıl genelinde kısa vadeli faiz oranları ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların sınırlı düzeylerde kalması ve reel faizlerdeki gerileme eğiliminin sürmesi, bu çabanın büyük ölçüde sonuç verdiğini göstermektedir. Ekonomideki belirsizliğin azalması ise, yılın ikinci yarısında kademeli olarak yavaşlamakla birlikte, 1995 yılı Nisan ayından itibaren başlayan ve temelde iç talepteki artıştan kaynaklanan ekonomik canlanmanın 1996 yılında sürmesine katkıda bulunmuştur. Merkez Bankası rezervlerindeki hızlı artışın yol açtığı para arzı artışı, iç talepteki bu canlanmayı destekler nitelikte olmuştur. Yılın ikinci yarısında gerilemekle birlikte, 1996 yılının ilk yarısında son beş yılda gözlenen en yüksek düzeyine ulaşan kredi-mevduat oranının seyri, söz konusu dönemde ekonomik canlanmanın bankacılık kesimindeki olumlu beklentilerle de birleştiğini göstermektedir.

TABLO II.4.3.

TEMEL PARASAL BÜYÜKLÜKLERİN AYLIK GELİŞMELERİ

(Yüzde Kümülatif Değişim)


            26    23    29    26    31    28    26    29   27    25   29    27  
           Ocak  Şub.  Mart  Nis.  May.  Haz.  Tem.  Ağu.  Eyl.  Ekim Kasım Ara. 
           1996  1996  1996  1996  1996  1996  1996  1996  1996  1996 1996  1996 

M1         -9,9  17,1   6,4  31,9  18,5  29,1  34,3  55,8  56,6  57,8  83,0 109,9 

Dolaşımdaki                                                               
Para       -1,2  27,2   9,0  59,1  25,0  33,1  51,5  75,0  72,8  78,4  63,1  87,2 

Vadesiz                                                                   
Mevduat   -17,8   7,8   4,0   6,8  12,6  25,3  18,6  38,2  41,9  38,9 101,2 130,7

M2          1,0  13,8  13,0  29,3  32,8  43,7  49,4  67,2  77,4  86,9  99,4 120,5 

Vadeli
Mevduat     6,0  12,3  16,1  28,3  39,3  50,5  56,4  72,6  87,1 100,5 107,2 125,8

M2Y        -1,7   5,9  12,0  22,8  27,6  37,0  44,6  58,1  68,1  78,1  92,1 109,7 

DTH (TL)   -4,3  -1,4  11,1  16,7  22,8  30,7  40,2  49,6  59,4  69,8  85,2  99,5 

M3          7,3  15,9  15,7  29,4  35,3  45,3  50,6  68,5  79,9  88,9 103,6 123,0

M3Y         1,5   7,2  13,4  23,0  29,0  38,0  45,4  59,1  69,6  79,3  94,4 111,2



Kaynak: TCMB

"Kamu Ortak Hesabı" uygulamasına geçilmesi, yılın son iki ayında vadesiz mevduatlarda yüksek artışa yol açmıştır.

Mart ve Temmuz dışında, vadeli mevduatlarda yüksek artışlar gözlenmiştir.

Türk lirası cinsinden yatırım araçlarına göre DTH artışı sınırlı düzeyde kalmıştır.

Ocak-Nisan döneminde reel olarak artan dolaşımdaki para, Mayıs-Kasım döneminde gerilemiş, yıl sonu itibariyle ise öteki parasal büyüklüklere göre sınırlı bir artış göstermiştir. İlk on aylık dönemde, devalüasyon beklentilerinin yükseldiği ve yabancı para cinsinden mevduatlara talebin arttığı Mart ve Temmuz ayları dışında, vadesiz mevduatlar artmıştır. 31 Ekim 1996 tarihinde yayınlanan Başbakanlık genelgesiyle Kasım ayında "Kamu Ortak Hesabı" uygulamasına geçilmesi, yılın son iki ayında vadesiz mevduatlarda yüksek artışlara yol açmış ve yıl sonu itibariyle vadesiz mevduatlar reel olarak genişlemiştir. Devalüasyon beklentilerinin yükseldiği Mart ve Temmuz aylarında vadeli mevdutların artış hızı yavaşlamış, diğer aylarda ise vadeli mevduatlarda yüksek artışlar gözlenmiştir. Yıl sonu itibariyle Türk lirasının ABD doları ve Alman markı karşısındaki değer kaybı genel fiyat seviyesindeki artışın altında gerçekleşmiş, Mart ayından bu yana gerilemesine karşın Türk lirası cinsinden vadeli mevduatların reel getirisi ise yıl boyunca pozitif düzeylerde kalmıştır. Dolayısıyla, Türk lirası cinsinden yatırım araçlarıyla kıyaslandığında, DTH'larındaki artış biraz daha sınırlı düzeylerde kalmıştır (Tablo II.4.3). Ayrıca, DTH'larına yatırılan döviz cinsleri itibariyle bakıldığında, 1996 yılında özellikle ABD doları cinsinden DTH'larının artış hızının bir önceki yıla göre önemli ölçüde yavaşladığı gözlenmektedir.

Rezerv para çarpanı yılın ikinci yarısında hızla artmıştır.

Rezerv paranın M2 ile ölçülen para yaratma kapasitesinin bir göstergesi olan rezerv para çarpanı, 1994 yılının ikinci yarısında yükselmeye başlamış, 1995 yılının ilk on aylık döneminde ise 1994 yılı sonunda ulaştığı yüksek düzeyde istikrar kazanmıştı. Geçen yılın son iki aylık dönemi ve 1996 yılı Ocak ayında yeniden yükselme eğilimi gösteren rezerv para çarpanı, Şubat-Mayıs döneminde emisyonda meydana gelen değişmelere paralel olarak dalgalı bir seyir izlemiştir. Çarpan, Haziran-Ağustos döneminde yılbaşındaki düzeyinde yeniden istikrar kazanmıştır. Yılın son dört aylık döneminde ise, Aralık ayı dışında rezerv paradaki artışın sınırlı bir düzeyde kalmasına karşın, vadeli mevduatlardaki yüksek artışın devam etmesi ve yılın son iki ayında özellikle vadesiz mevduatlarda gerçekleşen yüksek artışlar, rezerv para çarpanının hızla artmasına yol açmıştır (Grafik II.4.1).

GRAFİK II.4.1

PARA ÇARPANI

MBP çarpanı yılın ikinci yarısında hızla yükselmiştir.

Diğer taraftan, Merkez Bankası'nın yarattığı toplam Türk lirasının M2 ile ölçülen parasal genişlemeye katkısını gösteren ve M2/MBP şeklinde tanımlanan merkez bankası parası çarpanı, 1996 yılının ilk iki ayında azalma eğilimi göstermiştir. Mart-Haziran döneminde ise, Nisan ayında açık piyasa işlemlerinde gözlenen düşüş, diğer aylarda ise çarpanın bileşenlerinden vadeli mevduat-vadesiz mevduat oranındaki artışa paralel olarak yeniden yükselmiştir (Grafik II.4.2). Temmuz ve Ağustos aylarında daha çok açık piyasa işlemlerinde görülen yüksek artışlar nedeniyle gerileyen merkez bankası parası çarpanı, Eylül ve Ekim aylarında açık piyasa işlemlerinin negatif yönde gerçekleşmesi ve vadeli-vadesiz mevduat oranındaki artışın devam etmesi sonucunda yükselme eğilimine girmiştir. Çarpanın Kasım ayındaki yükselişinde ise, "Kamu Ortak Hesabı" uygulamasına geçilmesi nedeniyle vadesiz mevduatlarda görülen yüksek artış etkili olmuştur. Aralık ayında ise, açık piyasa işlemlerinin yeniden pozitif yönde gerçekleşmesi sonucunda, çarpan azalma eğilimi göstermiştir. Özetle, gerek rezerv para gerek merkez bankası parası çarpanı 1996 yılında önemli dalgalanmalar göstermiş, yıl genelinde yükselme eğiliminde olan her iki çarpan, yıl sonu itibariyle son beş yılda gözlenen en yüksek düzeylerde gerçekleşmiştir.

GRAFİK II.4.2

REZERV PARA ÇARPANININ BİLEŞENLERİ

II.4.3. Faiz Oranları

Şubat-Mayıs döneminde gerileyen Hazine bonosu faizleri, siyasi belirsizlik nedeniyle Haziran ve Temmuz aylarında yeniden yükselmiştir.

Ağustos-Ekim döneminde Hazine bonosu faizlerinde önemli dalgalanmalar yaşanmamış, Kasım ayında yükselen faizler Aralık ayında yeniden gerilemiştir.

Hazine bonolarının satış miktarı ve vade ile ağırlıklandırılmış bileşik faiz oranları incelendiğinde, 1995 yılının son üç aylık döneminde yükselen Hazine bonosu faizlerinin, 1996 Ocak ayında en yüksek düzeyine ulaştığı gözlenmektedir. Şubat ve Mart aylarında Hazine'nin finansman için Merkez Bankası kaynaklarına ağırlık vermesi sonucunda faiz oranları gerilemeye başlamıştır. Hazine, Nisan ve Mayıs aylarında iç piyasalardan borçlanmakta bir sorunla karşılaşmamış ve faiz oranlarındaki düşüş eğilimi söz konusu aylarda da devam etmiştir. Haziran ayında satılan Hazine bonosu miktarındaki artış ve siyasi belirsizlik faiz oranlarının yeniden Nisan ayındaki düzeyine yükselmesine yol açmıştır. Temmuz ayında ise yeni kurulan koalisyon hükümetinin izleyeceği iktisadi politikalara ilişkin belirsizliğin hakim olması nedeniyle Hazine iç piyasalardan borçlanmakta güçlük çekmiştir. Bu nedenle bileşik faiz oranlarındaki artış Temmuz ayında da devam etmiştir. Temmuz ve Ağustos ayında emisyonda gerçekleşen yüksek artışlar piyasalardaki likiditeyi arttırmış, Ağustos ayında Merkez Bankası'nın bankalararası para piyasasındaki üst faiz limitini düşürmesi sonucunda kısa vadeli faiz oranları gerilemiştir. Para ve döviz piyasalarında Mayıs ayından bu yana sağlanan istikrarın sürdürülmesi belirsizliği göreli olarak azaltmıştır. Bunun sonucunda, Hazine bonosu faizleri Ağustos ayında yeniden gerilemiş ve Hazine itfa miktarlarının üstünde borçlanmaya başlamıştır. Ağustos ayındaki bu gelişmede, stopaj uygulamasına geçileceğine ilişkin açıklamaların etkisiyle, alıcıların ihalelere düşük faiz teklifiyle katılmaları da etkili olmuştur. Hazine, Eylül ve Ekim aylarında da itfa miktarlarının üstünde borçlanmayı sürdürmüş, Merkez Bankası'nın piyasalardaki dengeleri gözeterek likidite talebini karşılaması sonucunda, söz konusu aylarda faiz oranlarında önemli dalgalanmalar yaşanmamıştır. Kasım ayında devlet iç borçlanma senetleri'nden elde edilen faiz kazançlarına yüzde 10 oranında stopaj uygulaması başlatılmış, bu oran Ocak ayında yüzde 12'ye yükseltilmiştir. Bunun yanısıra, Kasım ve Aralık aylarında Hazine borçlanma tarzını değiştirerek itfa miktarının altında borçlanmaya başlamıştır. Bu değişikliklerle birlikte, Kasım ayında yükselen bileşik faizler, Aralık ayında yeniden gerilemiş ve son iki ihalede vadeler bir yıldan uzun gerçekleşmiştir. Söz konusu aylarda, piyasalarda oluşan likidite fazlasını açık piyasa işlemleri aracılığıyla çeken ve artan döviz talebi nedeniyle Türk lirasına sıkışan piyasaları interbank aracılığıyla fonlayan Merkez Bankası, interbank üst faiz limitini Kasım ayının ikinci yarısında yükseltmiş, Aralık ayı başında ise yeniden düşürmüştür.

Kasım ayında stopaj uygulaması başlatılmış ve Hazine yılın son iki ayında itfa miktarlarının altında borçlanmıştır.

Şubat-Nisan döneminde gerileyen mevduat faizleri, yılın ikinci yarısında yüzde 100 düzeyinde istikrar kazanmıştır.

Mevduat faizleri 1995 yılı Eylül ayından itibaren yükselmeye başlamış, 1996 yılı Ocak ayında ise en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Şubat-Nisan döneminde gerileyen vadeli mevduatların nominal getirilerinin Mayıs ayından bu yana önemli bir değişiklik göstermediği ve 1 ay ve 3 aylık vadelerde istikrar kazandığı gözlenmektedir. Toplam vadeli mevduatlar içinde en yüksek paya sahip olan 3 ay ve 6 ay vadeli mevduatların reel faizleri, 1995 yılı Mayıs ayından bu yana pozitif yönde gerçekleşmiştir. Daha önceki yıllarda, Hazine bonosu faizlerindeki kısa dönemli dalgalanmaların büyük ölçüde mevduat faizlerine de yansıdığı gözlenmektedir. 1996 yılı ortalarından bu yana ise, reel mevduat faizleri kısa dönemli dalgalanmalardan etkilenmeyerek istikrarlı bir seyir izlemiştir.

VDMK ve repo faizleri de yılın ikinci yarısında istikrar kazanmıştır.

Mevduata alternatif yatırım araçlarından biri olan 3 ay vadeli repo reel faizleri ile 3 ay vadeli mevduatların reel faizleri karşılaştırıldığında, 1995 yılının ikinci yarısı ile 1996 yılı Ocak-Nisan dönemi boyunca mevduat faizi aleyhinde gerçekleşen faiz marjının, Mayıs ayından itibaren kapanmaya başladığı gözlenmektedir. Yılın son dört aylık döneminde, söz konusu faiz marjı 1 puana kadar gerilemiştir. Mevduat faizlerine benzer bir biçimde, yılın ikinci yarısında 3 ay vadeli repo reel faizlerinin de Hazine bonosu faizlerindeki dalgalanmalardan etkilenmeyerek istikrar kazandığı gözlenmektedir. Bir diğer alternatif yatırım aracı olan 3 ay vadeli Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlerin (VDMK) reel faiz oranları ise, 1995 yılının Mayıs-Eylül döneminde mevduat faizlerinin bir miktar altında gerçekleşmiş, diğer aylarda ise mevduat faizlerine benzer bir seyir izlemiştir.

GRAFİK II.4.3

3 AYLIK REEL FAİZLER

Bankaların kısa vadeli ticari kredilere uyguladıkları faiz oranlarında ise 1996 yılı Ocak-Eylül döneminde yaklaşık 15 puanlık bir gerileme olmuştur. Reel olarak 1995 yılının ikinci üç aylık döneminden itibaren pozitif düzeyde gerçekleşen kredi faiz oranları, 1996 yılı başından bu yana gerileme eğilimindedir.

II.4.4 Döviz Kurları

Kısa vadeli kredi faizleri Ocak-Eylül döneminde 15 puan gerilemiştir.

IMF ile 1995 yılı başında yapılan "Stand-by" anlaşması çerçevesinde, 1,5 Alman markı ve 1 ABD doları olarak tanımlanan kur sepetinin, yine bu anlaşma çerçevesinde öngörülen aylık enflasyon oranları kadar arttırılması hedeflenmişti. 1995 yılı için öngörülen enflasyon oranına bağlı olarak hedeflenen kur sepetindeki artış yüzde 38,4 olarak saptanmış ve bu tarihten itibaren kur sepetinin hedef değerleri piyasalara duyurulmuş, Eylül ayı itibariyle ise kur sepeti hedefi gerçekleştirilmişti. Ancak, yılın son üç aylık döneminde ortaya çıkan siyasi belirsizlik ve gerçekleşen enflasyon oranlarının yılbaşındaki öngörüleri aşması nedeniyle, Merkez Bankası kur politikasını yeniden şekillendirmiştir. Bu nedenle, yılın son üç aylık döneminde kur sepetindeki artış hızlanmış ve 1995 yıl sonu itibariyle, kur sepeti karşısında Türk lirası yüzde 60,1 oranında değer kaybetmiştir. Aynı dönemde TEFE'deki artış ise yüzde 64,9 olmuştur.

MB, 1996 yılında reel kurlardaki dalgalanmaların en aza indirilmesini hedeflemiştir.

Merkez Bankası'nın 1996 yılında uyguladığı para politikası finansal piyasalarda istikrarın sağlanması ve sürdürülmesine öncelik vermiştir. Bu çerçevede oluşturulan kur politikası ise, reel döviz kurlarındaki dalgalanmaların en aza indirilmesi hedefine yönelmiştir. Yıl başında Merkez Bankası reel döviz kurlarında istikrarı amaçladığını piyasalara duyurmuştur. Kur sepetindeki gelişmeler incelendiğinde, siyasi belirsizliğin arttığı Mayıs-Temmuz dönemi ve Hazine'nin borçlanma tarzını değiştirmesi sonucunda piyasalarda belirsizliğin hakim olduğu Kasım-Aralık dönemleri dışında, aylık ortalama kur sepetindeki artışların aylık enflasyon oranlarına yakın düzeylerde gerçekleştiği görülmektedir. Kur sepetinde 1996 yılı sonundaki artış yüzde 77,3 olarak gerçekleşmiş, Türk lirasının ABD doları karşısındaki değer kaybı yüzde 84,1, Alman markı karşısındaki değer kaybı ise yüzde 70,8 olmuştur. Yıl sonu itibariyle TEFE'deki artış ise yüzde 84,9'e ulaşmıştır.

Sonuç olarak, reel kur endeksindeki dalgalanmaların 1996 yılı boyunca dar bir aralık içinde seyretmesi izlenen kur politikası hedefine büyük ölçüde ulaşıldığını göstermektedir. Bu durum, açıklanan kur politikasının piyasalar tarafından gerçekçi bulunduğunun bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

II.5. FİYATLAR

Mali kriz sonrasında enflasyon şok önce-sinden daha yüksek bir düzeye oturmuştur.

Reel kur endeksindeki dalgalanmalar, yıl boyunca dar bir aralık içinde seyretmiştir.

Yıllık bazda yüzde 60 civarında gerçekleşen yüksek enflasyon 1988 yılından 1994 yılına kadar etkili olmuştur. Mali sektörde 1994 yılında başlayan krizle birlikte, yıllık enflasyon üç haneli rakamlara ulaşmıştır. Bu krizin etkilerinin sürdüğü dönemler dışarıda tutulduğunda, 1996 yılında 1993 yılı ve öncesine göre fiyat artışları hızlanmıştır. Bu gelişme, ortalama fiyat artış hızının şok sonrası sıçrama gösterdiği, ardından enflasyon gerilediğinde şok öncesi düzeyden daha yüksek bir düzeye oturduğunu göstermektedir. Nitekim, kriz öncesi dönemlerde yüzde 60'lar civarında olan yıllık enflasyon düzeyi, krizin etkilerinin 1995 yılının ilk dört ayında devam etmesinden sonra, yüzde 70-80 civarında yeni bir düzeye oturmuştur. Öte yandan, 1995 yılının ilk aylarında fiyat artışları yüksek olduğu için, 1996 yılının ilk yarısında TEFE'de yıllık bazda artış yavaşlamış görülmektedir. Ancak, 1996 yılında aylık bazda geçmiş yılların aylık ortalamalarından daha yüksek artışlar gerçekleşmiştir. Ortalama TEFE artış oranı, 1993 yılında yüzde 58,4 iken, 1994 yılında krizin ve o zaman alınan fiyat yükseltici kararların etkisiyle yüzde 120,7'ye yükselmiş, 1994 bazlı endeksle 1995 yılında yüzde 86 ve 1996 yılında yüzde 75,9 olmuştur (Tablo II.5.1).

DİE, 1996 yılının başında 1994 bazlı yeni bir endeks oluşturmuştur. Alt sektörlerin içeriği ve ağırlıkları değişmesine rağmen, yeni endeksle eski endeksin eğilimleri birbirine benzemektedir. Bu, enflasyonun gelişme eğiliminin göreli fiyat dalgalanmalarından bağımsız olduğunun bir göstergesidir.

TABLO II.5.1

FİYATLAR

(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim)


                    1992(1)   1993(1)   1994(1)   1995(2)    1996(2)   

TÜFE                 70,1       66,1     106,3      89,0       80,4 

   Gıda              71,3       63,5     110,0      92,3       72,2 

   Giyim             59,8       66,4     104,8     100,7       82,6 

   Eşya              61,7       66,8     122,2      82,6       65,1 

   Sağlık            70,4       68,4     113,1      75,5       94,0 

   Ulaşım            74,5       56,8     108,0      84,7       97,2 

   Kültür            76,3       73,5     102,9      86,0       84,5 

   Konut             77,0       71,8      91,0      86,8       85,4 

TEFE                 62,1       58,4     120,7      86,0       75,9 

   Tarım             62,7       62,2      97,8     107,8       86,5 

   Madencilik        60,3       57,9     132,8      85,6       89,3 

   Enerji            97,7       67,8     102,3      56,4      101,7 

   İmalat            59,7       56,6     129,4      81,0       70,4 

     Özel            59,8       59,3     130,5      81,1       68,2 

     Kamu            59,4       50,7     126,9      80,7       77,1 



Kaynak: DİE

(1)TÜFE ve TEFE için baz yılı 1987=100 alınmıştır.

(2)TÜFE ve TEFE için baz yılı 1994=100 alınmıştır.

Kamu fiyat ayarlamalarının 1996 yılında yoğunlaşması, TEFE artışını hızlandırmıştır.

Fiyat artışlarında uzun dönemde kamu açıkları belirleyici bir faktör olurken, kısa dönemde fiyatlarla karşılıklı etkileşim gösteren döviz kuru ve faiz oranları gibi maliyet unsurları önemli bir rol oynamaktadır. Kur artışlarına bağlanan kamu fiyat ayarlamaları ve fiyat bekleyişleri, fiyatları para arzına dayalı iç talep genişlemesinden daha çabuk etkilemektedir. Kurlardaki istikrar ve reel faizlerdeki azalma eğilimine karşın, 1995 yılında seçim nedeniyle ertelenen kamu fiyat ayarlamalarının 1996 yılında yoğunlaşması, TEFE artışını hızlandırıcı bir etki yapmıştır. Özellikle demir-çelik ve akaryakıt gibi girdi olarak kullanılan önemli sektörlerde fiyat artışlarının hızlanması bir maliyet baskısı yaratmıştır (Tablo II.5.3). Nitekim, 1996 yılında ortalama kamu sektörü fiyat artışı yüzde 81,9'a yükselirken, özel sektörde artış yüzde 74,2'de kalmıştır (Tablo II.5.2).

TABLO II.5.2

FİYATLAR(1)

(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim)


                       1995                         1996            

           I     II    III   IV   Yıllık   I     II    III   IV  Yıllık 

TÜFE      122,5  82,8  83,3  80,4  89,0   78,3  82,2  80,7  79,9  80,4 

TEFE      137,6  83,4  76,8  68,8  86,0   64,3  73,2  78,4  84,4  75,9 

  Özel    133,3  88,1  80,5  72,5  88,8   65,3  72,2  76,5  80,3  74,2 

  Kamu    153,0  69,0  64,8  56,6  77,0   61,2  76,9  85,0  99,4  81,9 

Tarım     126,9 124,1 102,2  88,6 107,8   75,7  82,5  92,0  93,0  86,5 

Maden.    152,1  79,4  66,3  75,9  85,6   75,9  81,6  95,2  99,2  89,3 

Enerji     95,2  47,6  48,6  48,6  56,4   76,6  98,6 104,5 120,4 101,7 

İmalat    143,7  73,6  71,5  63,5  81,0   59,3  68,1  71,8  79,0  70,4 

  Özel    136,8  73,9  72,4  65,6  81,1   60,2  66,8  69,2  74,1  68,2 

  Kamu    168,3  72,8  68,8  56,5  80,7   56,4  72,1  80,0  95,1  77,1 



Kaynak: DİE

(1)TÜFE ve TEFE için baz yılı 1994=100 alınmıştır.

Son yıllarda artışı hızlanan enerji ve tarım fiyatları, TEFE'de maliyet etkisi yaratmıştır.

Kurlardan etkilenen özel sektör imalat sanayi fiyatlarının artışı, 1996 yılında kur artışının altında kalmıştır.

Maliyet artışı yaratabilecek diğer önemli etkenler olarak, son yıllarda artışı hızlanan enerji ve tarım fiyatları sayılabilir. TEFE içinde yüzde 22 ağırlığa ve güçlü mevsimsel etkilere sahip olan tarım fiyatları, 1996 yılında ortalama olarak yüzde 86,5 oranında artış göstermiştir. Enerji sektöründe ise, önceki yıllarda yılda bir kaç kez uygulanan fiyat artışlarının, her ay uygulanmasıyla, yıllık bazda artış yüzde 101,7 oranına yükselmiştir. TEFE'de en büyük ağırlığa sahip olan imalat sanayi fiyatları artışı ortalama yüzde 70,4 olurken, bu artış kamu sektöründe yüzde 77,1 ve özel sektörde yüzde 68,2 oranında gerçekleşmiştir (Grafik II.5.1). Kurlardaki gelişmelerden etkilenen özel sektör imalat sanayi fiyatları artışı, 1996 yılında kur sepeti yüzde 77,3 oranında artmasına rağmen, bu oranın altında kalmıştır. Kamu sektörü ile özel sektör imalat sanayi fiyatları artışlarında 1996 yılında gözlenen farka rağmen, özel sektör imalat sanayi fiyat artışları 1993 yılına göre hızlanmıştır (Tablo II.5.1).

GRAFİK II.5.1

DİE-TOPTAN EŞYA VE ÖZEL SEKTÖR İMALAT SANAYİ FİYATLARI

(1994=100, Yıllık Yüzde Değişim)

Yılın son üç ayında TÜFE'nin TEFE'nin altında kalması iç talep yavaşlamasına işaret etmektedir. İlk dokuz ayda TEFE'nin yüksek olması ise, kamunun yarattığı maliyet baskısından kaynaklanmıştır.

Mali krizin etkilerinin yaşandığı 1995 yılının ilk üç ayından sonra, TÜFE artış oranı yüzde 80 civarında bir düzeye yerleşmiş ve bu eğilim 1996 yılında da devam etmiştir. Özellikle, yılın ilk üç ayında yaşanan iç talep canlılığının, yılın ortasında yapılan ücret artışının ve üçüncü üç aylık dönemdeki mevsimsel faktörlerin etkisiyle, 1996 yılında ortalama yıllık tüketici fiyatları artışı yüzde 80,4 olmuştur. Yıllık ortalama tüketici fiyatları artışı toptan eşya fiyatlarının üzerinde gerçekleşmesine rağmen, bir önceki yılın Aralık ayına göre karşılaştırıldığında, tam tersi bir eğilim söz konusudur (Grafik II.5.2). Bu gelişme, 1996 yılında kamu fiyat artışlarının TEFE'de yarattığı baskıdan kaynaklanmıştır. Ayrıca, TEFE'nin TÜFE'nin üzerinde olması enflasyon beklentilerine de işaret edebilir. Alt gruplar itibariyle tüketici fiyatlarına bakıldığında, aylık ortalamalarla en önemli artışın, sırasıyla, ulaştırma, sağlık ve eğitim kalemlerinde gözlendiği, en büyük ağırlığa sahip gıda, içki ve tütün kaleminin yüzde 72,2, giyim ve ayakkabı kaleminin yüzde 82,6 ve konut kaleminin yüzde 85,4 oranında arttığı gözlenmiştir (Tablo II.5.1).

GRAFİK II.5.2

DİE-TOPTAN EŞYA VE TÜKETİCİ FİYATLARI

(1994=100, Yıllık Yüzde Değişim)

TABLO II.5.3

TEFE'DE SEKTÖREL FİYAT ARTIŞLARI(1)

(Yıllık Ortalama Yüzde Değişim)


                           TOPLAM            KAMU          ÖZEL      

SEKTÖRLER                1995    1996    1995   1996    1995   1996  

GENEL                    86,0    75,9    76,7   81,9    88,8   74,3 

TARIM                   107,8    86,5     0,0    0,0   107,8   86,5 

Tarım, Avcılık          107,5    84,5     0,0    0,0   107,5   84,5 

Ormancılık               97,1   105,5     0,0    0,0    97,1  105,5 

Balıkçılık              128,5   119,3     0,0    0,0   128,5  119,3 

MADENCİLİK               85,6    89,3    86,6   88,1    82,9   92,4 

Kömür Madenleri          84,0    89,2    81,7   86,9    90,8   95,6 

Ham Petrol, Doğalgaz    100,4    93,3   102,4   93,4    76,5   92,1 

Metal Cevheri            78,4    78,1    77,9   77,2    80,4   81,8 

Taşocakçılığı            69,7    90,1    58,2   91,3    73,3   89,8 

İMALAT                   81,0    70,4    80,7   77,1    81,1   68,2 

Gıda                     83,8    81,9    97,3   96,6    81,5   79,2 

Tekstil                  78,9    53,5   120,6   52,4    77,1   53,5 

Giyim                    88,7    69,6    86,5   56,7    88,7   70,0 

Deri                    100,3    84,6   118,2   51,4    94,2   97,4 

Kağıt                   119,1    28,1   112,4   38,9   121,6   24,3 

Petrol Ürünleri          76,3    96,5    76,0   92,1    78,8   95,5 

Kimyasal Ürünler         78,3    57,2    95,6   33,6    73,4   64,8 

Plastik ve Kauçuk        91,2    60,9     0,0    0,0    91,2   60,9 

Metalik Olmayan          62,8    76,4    65,5   70,6    62,5   77,0 
Madenler                                                            

Metal Ana Sanayi         81,2    57,8    90,2   56,5    74,0   58,9 

Metal Eşya               83,1    58,1    73,4   49,1    83,1   58,2 

Makina-Teçhizat          87,3    70,7   112,4   59,0    87,0   70,9 

Elektrikli Cihazlar      70,0    55,7   105,0   78,7    69,1   55,0 

Motorlu Kara Taşıtı      91,1    71,5     0,0    0,0    91,1   71,5 

ENERJİ                   56,4   101,7    56,4  101,7     0,0    0,0 

Elektrik                 53,8   104,0    53,8  104,1     0,0    0,0 

Su                       69,1    90,9    69,0   91,1     0,0    0,0 



Kaynak: DİE

(1) 1994=100 baz olarak alınmıştır.